Mar 30

Tatlı Kaçamaklar – 2

Tatlı Kaçamaklar – 2
Uluslararası bir firmada satış pazarlama müdürüm. Sarışın, 170 boylarında ve 55 kiloyum. Çalışma hayatımın yanında spora da fazlasıyla önem vermem sayesinde güzel bir vücuda sahibim. İşim gereği fazla seyahat etmem gerekse bile yediklerime ve formda kalmaya özen gösteririm.

Yeni bir ürünün daha önceden de müşterimiz olan bir şirkete tanıtımı için Almanya’ya gitmem gerekiyordu. Ben müşterilerle ilgilenirken birisinin de sunumlarla ürünü anlatması için kendisi hem yakışıklı hem de çalışkan bir çalışanım olduğu için Ahmet’i programa dahil ettim. O da benim gibi bekardı ve ani planlanan iş gezilerine ayak uydurabiliyordu.

Sabah kalkıp duşumu aldıktan sonra vücut losyonumu sürdüm ve makyajımı tamamladım. Bacaklarımı ön planda tutmak için etek giymeyi tercih ettim. Vücudumun güzel olması sayesinde giyme konusunda pek zorlanmıyordum. Üstüme de bir beyaz gömlek giyip havalimanına biraz erken gittim. Kahvemi içerken Ahmet’in yaklaştığını gördüm ve ayağa kalkıp kendisiyle selamlaştım. Ahmet’in vücudumu süzmesi giyinme konusunda doğru tercih yaptığımı onayladı. Biraz da hoşuma gitmişti utangaç ve kaçamak bakışlarla bana bakması.

Uçağa bindiğimizde biraz sohbet ettik. Sonrasında Ahmet’in uyuduğunu gördüm ve sıkılmamak için dergi açıp okumaya başladım. Dergi Almanya’daki oteller, turistlik yapılar ve bunun gibi bir çok reklamla doluydu. Sıkılmıştım ve kahve içtiğim için uyuyamıyordum. Sıkıntıdan Ahmet’i hafif süzmeye başladım. Kendisini biraz utandırmak için kolumu koluna temas edecek şekilde yaklaştırdım. Beklediğim tepkiyi alamayınca biraz daha yakınlaşmak için camı kapatmaya ters kolumla uzandım ve göğüslerimi omzuna doğru bastırdım. Kendisine bu kadar yakın olmam beni heyecanlandırsa da yöneticisi olduğumu hatırlayıp hemen yerime yaslandım. Birden hareketlenmesi dikkatimi çekti ve önündeki kabarıklığı fark ettim. Ahmet’in sikinin böyle büyük görünmesi beni fazlasıyla heyecanlandırdı. İstemsiz dudağımı ısırmam ile kendimi toparlamam bir oldu. Uyuyormuş gibi gözlerimi kapattım ve Almanya’ya varana kadar sikini düşünerek ses çıkartmadım.

Sabah erken kalktığım ve kahvenin etkisiyle uyuyamadığım için otele varınca direk yatıp uyumak istedim. Şirket daha önceden otelin ödemesini yapmıştı ve Ahmet ile beraber giriş yaptığımız için odalarımız yan yanaydı. Ahmet ile sabah buluşma planını yapıp hemen odama geçtim. Üst tarafı dantelli saten geceliğimi giyip yatağa attım kendimi. Henüz gündüz olmamasına rağmen sesler duyarak uyandım. Yan masa ışığını açıp yatakta doğruldum ve ne olduğunu anlamaya çalıştım. Birden Ahmet’in odasından inleme seslerinin geldiğini fark ettim. Ahmet’in hemen birisiyle sevişmesine şaşırmaktan çok heyecanlanmıştım. Dinlerken kendimden geçmiş şekilde bacaklarımı aralamış geceliğimin altından amımı okşuyordum. İnleme sesleri ile benim inlemem karışmış iç çamaşırım sırılsıklam olmuştu. Daha fazla dayanamayıp geceliğim ile külotumu çıkarttım. Yandaki yastığı aldım ve amıma iyice dayadım. Sanki Ahmet’in üstüne çıkmış gibi hayal edip yastığa sürtünüyordum. Bir yandan da uçakta gördüğüm o kabarıklığı hayal ediyor amımı sürttüğümü düşlüyordum. İnlemeler devam ederken ben çoktan boşalmıştım ve kendimi yüzüstü bıraktım yatağa.

Boşalmam azgınlığımı hiç azaltmamıştı. Amım hala yanıyor, canım sevişmek istiyordu. Resepsiyonu bir bahane ile aramayı düşündüm ama şirketin adı geçtiği için kendimi riske atmaya cesaret edemedim. Birden aklıma gelen bir fikir ile geceliğimi giydim ve yalın ayak odamdan çıktım. Odaların kapısını dinleyerek bir kaç oda ilerledim. Birinden televizyon sesini duyunca kapıyı çaldım ve bir kadın çıktı. Almanca arkadaşımın odası zannettiğimi söyleyip özür diledim ve koridorda devam ettim. Sonra başka bir kapıyı çaldım ve içeriden uzun yapılı bir erkek çıktı. Beni güzel bir süzüp hafif gülümsemeyle kibarca ne olduğunu sordu. Kendisine Almanca kapıyı yanlışlıkla kapattığımı ve resepsiyonu arayıp yedek anahtar isteyebilmek için oda telefonunu kullanma izin istedim.

Odaya girince etrafı hızlıca bir süzüp adamın yalnız olduğundan emin oldum. Kendisi telefonun yerini bana gösterince götümü bilerek sürterek yanından geçtim ve telefonu elime aldım. Vermek istediğim mesajı anlamış olmalı ki resepsiyonun numarasını bilip bilmediğimi sorma bahanesiyle arkadan iyice dayadı bana. Henüz kalkmamış olan sikini hissetmemle azgınlığımın birleşmesi sonucu birden istemsiz hafif bir inledim. Bunun üzerine telefonu elimden alıp yerine koydu ve göğüslerimi okşamaya başladı. Ben de kollarımı boynuna dolayıp götümle sikine masaj yapmaya başladım. Bir yandan da boynumu açmış öpüp emmesine izin veriyordum.

Siki sertleştikçe okşamaları daha çok hızlanıyordu. Geceliğimi yırtarcasına elini sokup çıkartırken bir yandan sikiyle ileri geri darbeler vurmaya başlamıştı. Geceliğim yırtılmasından korkup bir an için ileri geçip biraz uzaklaştım. Alttan geceliğimi yukarı doğru sıyırdım ve yatağa dizlerimle tırmandım. Kendisinin hızla soyunduğunu ve heyecanla bir şeyler mırıldandığını duydum. Ne dediğini anlamaya çalışırken birden amımda sert sikini hissettim. Kalçamdan tutup kendine çekmesiyle sikini amıma sürtmeye başlaması bir oldu. Siki uzun olmamasına rağmen çok kalındı. Sürttükçe deliriyordum ve amımdan su aktığını hissediyordum. İçime girmesini sert şekilde emrettim. Birden amım zorlanmaya başladı ve sikini hafif hafif içimde hissediyordum. Her ilerleyişinde acı ve zevk duygularım birbirine karışıyordu. O kadar ıslanmama rağmen hala acıtıyor olması beni şaşırtmıştı ama umrumda da değildi. Sikini tamamen içime soktuğunda acının yerini tamamen zevke bırakacağını biliyordum ve öyle de oldu.

İlk tamamen sokuşunda sertçe inledi ve sokup çıkartmaya başladı. Sokup çıkarttıkça götüm onun vücuduna çarpıyor ve sert bir ses çıkartıyordu. O ses ve teninin bana çarpmasıyla oluşan sıcaklıkla alevlendim ve bana vurmasını söyledim. Hiç düşünmeden eliyle götümü tokatlıyor, o tempoyla sikmeye devam ediyordu. Sikmeye devam ettikçe kontrolümü kaybetmeye başladım. İnlemelerim yerini kasılmalara, kasılmalar yerini titremelere bıraktı. Titreye titreye boşalıyordum ve kendisi durmak bilmiyordu. Boşalmam bittiğimde kendisinin hala beni sikmeye devam etmesiyle onun da boşalmaya yaklaştığını fark ettim. Hafif inlemeye başladı ve içime boşalmaması için kendisini uyardım.

Sikini çıkartıp götümün üstünde mastürbasyon yapmaya başladı ve inlemesi daha da yoğunlaştı. Birden belimde bir sıcaklık hissetmemle boşalmaya başladığını fark ettim. Sonrasında daha da ileri attırmış boynuma kadar gelmişti. Ondan sonralarında sadece kalçamda sıcaklık ve ıslaklık hissettim. Boşalması bittiğinde hala arkamda durmuş beni belimden okşuyordu. Siki de küçülmüş götümün üstünde duruyordu.

Kalkıp lavaboya gittim ve üstümü peçetelerle temizledim. O da arkamdan gelip beni öpmeye ve ne kadar zevk aldığından, güzelliğimden bahsetmeye başladı. Ben rahatladığım için pek dinlemiyor, gülümseyerek kafa sallıyordum. Bu sefer gerçekten telefonu kullandım ve resepsiyonu arayıp anahtar istedim. Daha sonra Almanı öpüp gece için teşekkür ettim. Bu gecemin otelde son gecem olduğu yalanını söyleyip odadan çıktım ve kapımda anahtarımın gelmesini bekledim.

Sabah uyanır uyanmaz duş alıp kurulandım. Müşterilerle görüşeceğim için sadeden ziyade iddialı bir makyaj yaptım. Ahmet ile buluşmak için lobiye indim ve koltuklarda beklemeye başladım.

Mar 30

arkadaşımın karısının donu

arkadaşımın karısının donu
Selam ben Ankaradan onur Size çorap fetişi olduğumu söylemek isterim bu yüzden yapmayacağım yoktur Allah bu külotlu çorapları icat edenden bin defa razı olsun neyse uzatmayayım… az öncede dedim ya bu çoraplar yüzünden yapmayacağım yoktur hırsızlık bile yaptım şimdide onu anlatacağım size….Çok yakın bir arkadaşım var ve evli birisi ,ben ise bekarım sürekli olarak onlarla kızılayda buluşup okey falan oynar daha sonrada onlara gidip arkadaşın bilgisayarında oyunlar oynardık eşide arkadaşımda beni çok sever ve sayarlardı bu yüzden bana güvenirlerdi….Arkadaşımın eşi sürekli olarak kundura ayakkabı ve etek giyerdi ve altına da beni benden alan külotlu çoraplar giyerdi siyah ,ten rengi ,kahve rengi ,gri ,sarı ,fileli, renk renk çorapları vardı benim ona karşı kötü duygularım yoktu halende yok sadece çorapları beni deli ediyordu…..

Yine bir hafta sonu buluştuk ,hanımının üstünde lacivert bir mini etek yine lacivert süper ince bir külotlu çorap ve lacivert bir kundura vardı.Okey oynadık ve akşam onlara gittik arkadaşın hanımı üzerini değiştirip geldi yanımıza çoraplarını çıkartmıştı ve yatak odasında bırakmıştı ve ben o odaya giremiyordum çünkü arkadaş ve hanımı yanlış anlar diye korkuyordum….Yemek hazırlayıp birlikte yedik ve oturup TV. İzliyorduk birden telefon geldi ve arayan arkadaşın kayın pederi idi konuşmalardan anlaşıldığına göre kayın validesi rahatsızlanmış ve hastaneye gidiyorlarmış onlarında gelmesini istedi birlikte kalktık ve bende eve gideyim dedim arkadaşım biz hemen gidip geliriz sen evde kal ve arayan olursa koordinasyon kur dedi ve bu şekilde anlaştık onlar hanımı ile hemen çıktılar.. Acele çıktıkları için evin anahtarlarını da almadan çıkmışlardı. Bende evde tek başıma kalmıştım biraz oturduktan sonra aklıma arkadaşın hanımının az önce çıkardığı külotlu çoraplar geldi ve hemen yatak odasına koştum içeri girdim ve etrafa baktım ama çoraplar ortada değildi hemen etejer gözüme çarptı ve çekmecelerine sarıldım ilk çekmecede arkadaşımın eşyaları vardı ikinci çekmecede ise arkadaşın hanımının külotları duruyordu bir sürü külot çeşit çeşit siyah ,beyaz ,mavi, dantelli ,G-String, saten ,transparan.. çeşit çeşit ve renk renk külotu görünce sikim kalkmaya başladı hemen birkaçını elime alıp koklamaya başladım ve anladımki bu külotların bazıları daha önce giyilmiş ve yıkanmamıştı burnuma mis gibi am kokusu geliyordu yaklaşık 4-5 dakika külotların am kokusunu koklayıp yaladıktan sonra diğer çekmeceyi açtım veeeee karşımda sanki Kral Süleymanın hazinesi duruyordu. Bir sürü külotlu, külotsuz ,parlak, ince kışlık, fileli, jartiyerli, desenli,süper ince ,normal ince , pantolon çorabı, soket çorap , renk renk desenli seksi bir sürü çorap en üstte de az önce arkadaşın hanımının bacaklarına ve amına deyen lacivert süper ince olan külotlu çorap duruyordu hemen aldım onu elime ve koklamaya başladım daha yeni çıktığı için sımsıcaktı ve kokusu taze idi ayak tarafı hafif nemliydi bunun sebebide ayaklarının terlemiş olmasıydı ayak kokusu mis gibi sinmişti çoraba amını saran ağ kısmına geldim koklaya koklaya orasıda hafif nemliydi herhalde arkadaşın hanımı her hangi bir sebebten ötürü uyarılmıştı ve bu ıslaklıkta am suyu olmalıydı başladım koklamaya derin derin içime çekiyordum o kokuyu çektikçe sikim taş gibi oldu . çorabın ağ kısmını yalamaya başladım ve amının tadını aldım enfes bir tatdı bu tat başka hiçbir şeyde yoktur herhalde . çorabın ağ kısmını sikimin kafasına geçirdim ve 31 çekmeye başladım ve diğer elimi çorabın bacak kısmından içeri sokup ayak ucuna kadar getirdim çorabı tamamen koluma giydim ve ayak ucunu yalamaya başladım çoraptaki taze ayak kokusu ağzımın içinde çok hoş bir tat bırakıyordu ardından diğer bacak kısmınıda koluma geçirdim artık çorabı tamamen kollarıma giydim ve bir sağ ayak ucunu bir sol ayak ucunu yalıyordum hangi tarafı yalıyorsam diğer taraflada 31 çekiyordum bu anın hiç bitmemesi için dua ediyordum 31 çekmeye o kadar kaptırmışım ki çorabın ayak ucuna attırıverdim ve çorap bembeyaz sperm olmuştu artık çorabı yerine koymak tehlikeliydi …….

Hemen arkadaşı aradım cep telefonundan son durumu öğrendim işlerinin 1-1,5 saat kadar daha süreceğini ve arayanın olup olmadığını sordu ben de kimsenin aramadığını söyleyip kapattım ve doğru banyoya koştum ve çamaşır sepetini açtım ve orada arkadaşın hanımının amından çıkan beyaz dantelli donu ve tenrengi çorapları ile içiçe duruyor gördüm külotun am kısmı sararmıştı belliki bu onun amından akan suyu ve idrarın karışımı olan bir şeydi hemen elime o sarımtırak olan külotun am kısmını aldım ve yalamaya başladım yalarkende bir taraftan da kokluyordum külotu az önceki külotlardan daha ağır kokuyordu ama nedense bu ağır koku beni daha çok tahrik ediyordu ve yalarken aldığım tat daha güzel geliyordu ten rengi külotlu çorabın ayak kısmını sikime geçirdim ve 31 çekmeye başladım bir yanda da o kirli külotu koklayıp yalıyordum ve hemen boşaldım külotlu çorabın ayak kısmına menilerimi tıpkı bir prezervatif gibi tuttu bende elimle boşalttım döllerimi çoraptan artık bu çorapta benim olmalıydı ve hemen soyundum önce o beyaz dantelli donu giydim daha sonrada o süper ince lacivert külotlu çorapları giydim yavaşça tadını çıkara .çıkara çorapları giyerken tekrar tahrik olmuştum ve sikim yine kazık gibi oldu ardından da tenrengi çorapları giydim ve tekrar 31 çekip dışarı doğru fışkırdım en son kendi donumu kendi çoraplarımı ve pantolonumu giyip arkadaşı ve hanımını beklemeye başladım çok geçmeden geldiler ve ben hemen annelerinin durumunu sordum oradan da başka konular açıldı koyu bir sohbete başladık ben bu arada çok zevk alıyordum çünkü arkadaşın eşinin külotu ve iki tane külotlu çorabı benim içimdeydi ve ben her hareket ettikçe o çorabın bacaklarıma yaptığı hafif basınç beni aşırı tahrik ediyordu daha fazla tahriklere dayanamadım ve WC ye gidip bir daha 31 çektim o gece çoraplarla ve külotla yattım ve sabaha kadar 3 defa daha 31 çektim ve sabah sanki dünyanın en sikişken ve seksi karısını sikmişte uyanmış gibi uyandım ve çoraplarla beraber evime döndüm şimdi bu çoraplarda benim kolleksiyonumun bir parçası …..ve evde de defalarca bu külotu ve çorapları koklayarak boşaldım

Mar 30

Lüks Villada Seks! (2)

Lüks Villada Seks! (2)
Sabah erkenden kalkıp kahvaltımızı yaptıktan sonra bahçeye geçtim. Bakımsız kalan ağaçların budanması gereken dalları vardı, birkaç gündür onlarla uğraşıyordum. Saat 10:00 gibi çay içmek için eve geçtiğimde karım mutfakta bulaşık yıkıyordu. Saim Bey ve Nalan Hanım görünmüyordu. Karımın beline sarılıp yanağından öptüm. “Neredeler?” diye sorduğumda dirseğiyle beni itip, “Ne yapıyorsun be görecekler!” dedi gülerek.

Gerçekten de geriye döndüğümde Nalan Hanımı tam karşımda gördüm. Salon ve mutfak bitişikti, Amerikan mutfak denilen türdeydi, kapısı da yoktu. Büyük salonun merdiven boşluğundaki girişindeydi Nalan Hanım. Korkutucu bakışları vardı kadının, o an utancımdan başımı öne eğerken çay içemeden mutfağın bahçeye açılan kapısından çıktım dışarı. Allahtan karım Nalan Hanımın geldiğini görmemiş bulaşık yıkamaya devam etmişti.

Öğleye kadar bahçede kalıp çalıştım. Öğle yemeği için eve girdiğimde, karımın suratının pancar gibi kızardığını gördüm. “Ne oldu?” diye sorduğumda, “Yok bir şey!” dedi sinirle. Belki de ben çıktıktan sonra Nalan Hanım onu paylamıştı. Kadın bana edemediği sözleri karıma söylemişti anlaşılan. Karım yemeğimi verirken kendisi tabağındakilere hiç dokunmadı.

Öğleden sonra bahçede çalışırken arkamdan gelen bir çıtırtıyla geriye döndüm. Nalan Hanımdı gelen, yerdeki kuru dallardan birine basmıştı. “Korkuttum mu?” dedi gülümseyerek. “Yok, Estağfurullah, olur mu öyle şey!” dedim. Bir ağacın yanında küçük merdivenin üstündeydim. Aşağı indim ayıp olmasın diye. Bu zamana kadar böyle bir şey yapmadığı için şaşkındım. Nalan Hanımın karımdan sonra beni de paylayacağını düşündüm. O nedenle başıma gelecekleri kabullenmiş halde kadının yüzüne bakmaya çekiniyordum.

Ama o bana ağaçlarla, bahçenin bakımıyla ilgili şeyler sordu, bilgi almak istediğini söyledi. O olay hakkında tek kelime etmeyeceğini anladığımda rahatladım. “Bahçe aslında çok güzel, ama bakım şart. Elimden geldiğince toparlamaya çalışıyorum. Baharda ağaçlara aşı yaparsak daha da iyi olacaktır…” dediğimde, “Bu aşı dediğin nasıl oluyor usta, anlatsana!” dedi karşılık olarak.

Anlayacağı şekilde basitçe anlatmaya çalıştım. Nalan Hanım dikkatle dinliyor, gösterdiğim örneklere bakıyordu. Kadının koca villada otura otura sıkıldığını, konuşacak birine, ilgisini çekecek bir şeye ihtiyacı olduğunu düşündüm. Muhafazakar bir kadın olsa da yabancı bir erkekle konuşma ihtiyacı hissetmişti.

“Bir ara şu havuza da bakabilir misin?” diye sorunca, “Tabii, ne demek, onu da hallederim!” dedim. “Sen çalışmaya devam et, öyle de konuşabiliriz!” diyerek eline aldığı bir çam kozalağı ile oynarken ben yeniden merdivene çıktım. Daha önce nerelerde çalıştığımı, üniversitede ne okuduğumu vs. bir sürü soru sordu ben çalışırken. İşe gireceğimiz zamanda da bu soruları sormuştu, ama şimdi yine soruyordu. Elindeki kozalakla oynayıp bir elimdeki işe bir bana bakıyordu.

Nerdeyse yere kadar inen koyu yeşil ince bir pardesü giymiş, başını omuzlarını da örten siyah bir türbanla bağlamıştı. Uzun beyaz yüzü ve elleri haricinde görünen bir yeri yoktu. Uzun boylu bir kadındı. Hatta kocasından biraz daha uzun kalıyordu. Güzel bir fiziği, güzel bir yüzü vardı Nalan Hanımın. Siyah babet ayakkabılar vardı ayağında, ince siyah çoraplı ayakları görünüyordu zaman zaman pardesünün savrulan eteklerinin altından.

“Sana kolay gelsin!” diyerek yanımdan uzaklaşırken arkasından baktım. Elindeki kozalakla oynaya oynaya eve girdi. Karımı azarlamış mıydı? Belki de kadın başına beni paylayamayacağı için öylesine havadan sudan sorular sormuştu sadece. Garip sorular beynimi kurcalarken bahçede akşama kadar çalışmaya devam ettim. Saat 18:00’e gelirken büyük tuvaletimi yapmak için eve geçtim. Çişim geldiğinde bahçedeki küçük tuvaleti kullanıyordum, ama büyük tuvaletimi çatı katındaki, karımla sikiştiğimiz banyoda yapıyordum.

Karım mutfaktaydı yine, akşam yemeğini hazırlıyordu. Nalan Hanım ve Saim Bey görünmüyordu. Karımın yüzündeki kızarıklık geçmiş, ama siniri aynı kalmıştı. “Ne oldu, söylesene!” dediğimde yine yanıt vermeyip geçiştirdi. Ama sonra, “Nalan Hanım yanına gelip sana ne söyledi?” diye sordu. Vereceğim cevabı merak eder şekilde gözlerini açtı. “Hiç, işle ilgili, o nedir, bu nedir filan sorular sordu. Havuza bakmamı istedi…” dediğimde, “Hımm!” yaptı manalı bir şekilde. “Geçen bana da demişti havuzu, ama unuttum sana demeyi!” dedi daha sonra.

“Ben tuvalete gidiyorum!” diyerek merdivenlere yönelirken o da işine geri döndü. Mermer basamaklardan çoraplı ayaklarımla sessizce çıkıyordum. İkinci katın merdiven sahanlığına geldiğimde Saim Beylerin yatak odası kapısının kapalı olduğunu gördüm. Bu saatte kapalı olmazdı kapıları. Acaba yatıyorlar mıydı akşam yemeği öncesinde diye düşündüm, ama bu düşünce bir anda geldiği gibi geri gitti. İçerden gacır gucur birtakım sesler geldi kulağıma.

Ne oluyor diyerek yavaşça parmak uçlarıma basarak kapıya yanaşıp kulağımı dayadım. Duyduğum sesler yatak gıcırtısıydı, Saim Bey ve Nalan Hanım içerde gündüz vakti sikişiyordu. Nefes alışverişimi kontrol etmeye çalışarak durup dinlemeye başladım. Yatak odalarında siyah ferforje demirden bir karyolaları vardı. Sikişmenin etkisiyle demir karyolanın gıcırtılarına ayaklarının parke zemin üzerindeki takırtıları karışıyordu. Aralarda güçlü ve şiddetli tıpkı dün gece karımla sikişirken çıkanlara benzeyen şekilde ‘Şop şop şop!’ seslerini duyuyordum. Saim Bey münzevi ve sofu görüntüsünün altında iyi bir sikiciydi anlaşılan. Daha birkaç saat önce bana sorular soran karısını çatır çatır sikiyordu.

Gıcırtı sesleri yavaş yavaş sona erdi sandığım anda daha yüksek perdeden çıkmaya başladı. Yoğun bir sikişmenin üstüne denk gelmiştim. Sesler aralarda yavaşlayıp hızlanmaya devam ederek 15-20 saniye daha devam ettikten sonra nihayet kesildi. Sessiz olmaya dikkat ederek üst kata çıkıp banyoya girdim.

Tuvaletimi yapıp aşağı indiğimde kapıları halen kapalıydı. Bir süre daha çalıştım bahçede. Bahçe malzemelerini arkada kalan küçük depoya koyup eve geçtim mutfak kapısından. Saim Bey aşağı inmiş, Nalan Hanım ise henüz gelmemişti. Saim Bey başıyla selam verdi. Kırlaşmış saçları biraz ıslak gibiydi. Sikişmenin ardından yıkanmış, temizlenmişti.

Ben mutfak masasında yemeğimi yerken Nalan Hanım da indi. Aynı uzun pardesüsü üstündeydi ama başını koyu mavi bir türbanla bağlamıştı bu kez. Beni görünce selam verdi, kocası gibi başıyla yapmadan. Selamını alırken Saim Beyin karşısına oturup telefonunu aldı eline. Yemeğimi yerken kadınla adama bakmadan edemiyordum. Bir karı koca ne yaparsa onlar da aynısını yapmışlardı, ama bunu daha hava kararmadan ve biz odamıza çıkmamışken yapmaları şaşırtıcıydı.

Yemeğimi yedikten sonra, “Hayırlı akşamlar!” diyerek odamıza çıktım. Özlem onların yemeklerini hazırlıyordu ben çıkarken. Özlem’nin gelmesi 22:30’u buldu. Yine yorgun görünüyordu. Soyunup yatağa girdiğinde sarıldım. “Niye sinirliydin bugün?” diye sorduğumda, “Boş ver!” dedi. “Ne oldu kız, ne saklıyorsun sen benden?” dediğimde, “Ya söyleyip de canını sıkmak istemiyorum!” dedi.

O söylemese de bir şeylerin olduğunu anladım. “Nalan Hanım ne söyledi sana?” dediğimde, “Bir şey demedi bana, onunla ilgisi yok ki!” dedi. “Ne peki, başka ne oldu ki?” dediğimdeyse, “Kızma ama!” dedi dudaklarını büzüştürerek. “Hadi uzatma, bırak oyun oynamayı da anlat!” dedim biraz da sert bir tonla.

“Şey, kahvaltıdan sonra bulaşıkları yıkarken Nalan Hanım yukarı çıktı. Saim Bey kaldı aşağıda. Benden kahve istedi, ben de yapıp yanına götürdüm. Kahveyi sehpaya koyarken elimi tuttu birden, benden hoşlandığını söyledi. Korkup elimi çektim hemen. Tezgaha dönerken peşimden geldi bu sefer, belimden sarılıp ellemeye, öpmeye çalışınca dirseğimle vurdum karnına. Canı yanınca bir şey demeden yukarı çıktı…” deyince Özlem’nin sözleri karşısında çok şaşırdım.

İçine kapanık, sofu dediğimiz adam karıma sulanmıştı. “Vay orospu çocuğu!” dedim. Özlem ellerini göğsüme koyup, “Allah aşkına Ufuk ses etme. Kaç zaman sonra böyle bir iş bulduk, kaybetmeyelim. Azıcık ellemesinde bir şey yok. Paraya ihtiyacımız var sonuçta!” dedi beni sakinleştirmeye çalışan bir tonda.

Daha önce çalıştığımız yerlerde de Özlem’ye sulanan, elleyen adamlar olmuştu. Tarlalarda, bağ bahçe işlerinde çalıştığımız zamanlarda işi kaybetmeyelim diye karımın kendini elletmelerine alışmıştım. Bütün bunların sona erdiğini düşündüğüm bir zamanda yeniden ortaya çıkması canımı sıktı.

Özlem ses çıkartmamam için yemin ettirdi. Bu işi kaybetmek istemiyordu. Eskisi gibi meyve yada fındık bahçelerinde, tarlalarda yevmiyeli işçi olarak üç kuruşa çalışıp, çadırlarda, barakalarda kaldığımız günlere geri dönmek istemiyordu. Ona daha iyi koşullar sağlayamadığım için kendimi suçlu hissediyordum. O yüzden dediğini yapıp sessiz kalacaktım.

Özlem’ye, “Akşam tuvalet için gelmiştim ya. Yukarı çıkarken baktım bunların kapıları kapalı. O saatte niye kapalı diye merak ettim, kapıya dayadım kulağımı. İçerde karyola gıcırdatıyorlardı. Gündüz vakti sikişiyorlardı!” dediğimde güldü.

Özlem, “Sana demeye utandım, ama ben de bir defa şahit oldum senin bu dediğine. Benim yanımda birbirlerine kaş göz işareti yapıp yukarı çıktılar. Sen Çanakkale’a gitmiştin arabayla. Nereye gidiyor bunlar diye merak ettim. Yukarı çıktım, kapıları kapalıydı. Senin gibi kulağımı dayadım kapıya, gündüz vakti sikişiyorlardı… Nalan Hanım öyle bir ‘Ayy, ahhh, ohhh!’ çekiyordu ki şaşırıp kalırsın… Duyarız ederiz diye korkuları, utanmaları yok hiç… Sonra da bir şey olmamış gibi geldiler aşağıya… Zaten kadının acayip acayip külotları sutyenleri var. Görüntüsüne baksan ehlisünnet bir kadın sanırsın, ama ben bu yaşımda giymeye utanırım onları!” dediğinde, “Nasıl şeylermiş onlar kız?” dedim merakla.

Özlem gülerek, “Böyle arkası ipli, giyince götünün arasında kalır. Önü de ha bu avucumdan daha küçük, ben giysem amım dışarda kalır valla!” dedi sesli gülmesini engellemek için ağzını kapatarak. Ev sahiplerimizin bu garip durumları karşısında şakayla karışık biraz daha konuştuktan sonra yattık…

O günden sonra gözüm Saim Bey de oldu hep. Bahçede çalıştığım zamanlarda bir yandan da evi gözetliyordum. Gerçi içerde olan biteni göremezdim, ama karıma askıntı olmaması için kendimce tedbirler almaya çalışıyordum. Arabayla Çanakkale’a gittiğim zamanlardaysa Özlem’yi arıyordum sık sık cebinden. Ancak tahminimin aksine Saim Beyden herhangi bir hareket gelmedi. Özlem’ye her seferinde bir şey olup olmadığını sorduğumda, “Bir şey yok. O günden sonra aklı başına geldi herhalde!” diyordu.

Saim Bey kabuğuna çekilmiş, ama Nalan Hanım sık sık çalışırken yanıma gelmeye başlamıştı. İşle ilgili sorular soruyor, bazen de çalışma sırasında ufak yardımlarda bulunuyordu. Bana ilk zamanlar “Usta!” diye hitap ederken sonrasında “Ufuk Bey!” demeye başlamış, en sonunda da sadece, “Ufuk!” der olmuştu.

Özlem’nin onun hakkında söyledikleri geliyordu aklıma yanıma her gelişinde. Yarağım ister istemez sertleşiyordu, ama kadın anlamasın diye azami dikkati gösteriyordum. Uzun ve bol pardesülerini üstünden hiç çıkartmıyor, başını aynı tip büyük türbanlarla bağlıyordu. Saim Bey evin içinden bile çıkmak istemezken karısı bahçede rahatça dolaşıyordu.

Geçen zamanla birlikte dikkatimi çeken bir şey de kendilerine herhangi bir ziyaretçinin gelmemesiydi. Diğer evlerdeki komşulardan gelen olmuyordu hiç. Onların da bir yere gittikleri yoktu zaten. Bize işi ayarlayan kardeşi bile Saim Bey yerine bazen beni arıyor, abisinin ve yengesinin nasıl olduğunu soruyordu…

Bir sabah kahvaltımı yapmış bahçeye çıkacakken, Nalan Hanım, “Ufuk seninle Çanakkale’a gitmemiz lazım!” deyince, “Şimdi mi?” dedim gayriihtiyari. “Evet, yapmam gereken işler var. Alışveriş de yapmam lazım. Ben çantamı alıp geleyim!” dedi ve yukarı çıktı. Kocası daha aşağı inmemişti. Özlem’ye, “Nerden çıktı şimdi bu?” dedim, sinirlenmiştim. Karımı Saim Bey ile tek bırakmak istemiyordum. Ancak Özlem gayet rahattı. “Ne olacak canım, sen merak etme beni, ben yapacağımı bilirim öyle bir durumda!” dedi gülümseyerek.

Birkaç dakika sonra Nalan Hanım omzuna siyah çantasını asmış, siyah güneş gözlüklerini de türbanının üstüne atmış halde indi aşağı. “Hadi çıkalım!” derken Saim Bey de arkasından iniyordu. Bana, “Dikkatli sür Ufuk, Nalan Hanım aşırı süratten hoşlanmaz!” deyince, “Merak etmeyin efendim, dikkat ederim!” dedim. Ancak içimden (Ulan ibne, karıma dokunmaya kalkma, ben de senin ebeni sikerim!) demeden duramadım.

Binmesi için arka kapıyı açtım ama o öne oturmak istediğini söyledi. Nalan Hanım öne oturunca yola çıktık, ama benim aklım Özlem’deydi. Karımı o çakalla yalnız bırakmak zorunda kalmıştım. Nalan Hanım, “Bahçe çok zamanını alıyor, havuzla daha ilgilenemedin?” deyince, “Kusura bakmayın. En yakın zamanda bakacağım. Gerçi havalar artık soğuyor, ama size söz verdim ne de olsa…” dedim. “Estağfurullah, ne sözü, sadece bir rica benimki!” dedi gülümseyerek.

Ardından evle ilgili kafasındaki düşüncelerden bahsetti. Evin içini ve dış cephesini boyatmak istediğini, ancak Saim Beyin buna karşı çıktığını, evin içinde tadilat görmek istemediğini söyledi. Kocası hakkında ilk kez böyle serzenişte bulunurken görüyordum kendisini.

Bir süre sessiz kaldıktan sonra neden çocuğumuz olmadığını, tedavi olup olmadığımızı, problemin kimde olduğunu sordu. “Kısmet olmadı, ikimiz de çok istedik, ama olmadı işte. Bende sıkıntı yokmuş, Özlem ile ilgili bir şeymiş. Tedavi için de paramız yeterli gelmedi bir türlü. Devlet karşılıyor dediler, ama sigortamız olmayınca ona da başvuramadık…” dedim.

Elini sağ kolumun üstüne koyup, “Biz ne güne duruyoruz Allah aşkına, özelse özel, devletse devlet. Hangi hastaneye gitmek istediğinizi söyleyin sadece. Para konusunu düşünmeyin!” dediğinde, “Çok teşekkür ederim!” dedim utanarak. İlk defa bana dokunmasına şaşırmıştım. Elini çekerken, “Ne demek, elimizden ne gelirse yaparız!” dedi karşılık olarak.

Kısa bir sessizlik sonrası ben utanıp sıkılarak, “Şey, sizin niye olmadı acaba?” diye sordum. Gülümseyerek, “Ben Saim Bey ile geç bir yaşta evlendim, o saatten sonra da yapmak istemedim. Saim Beyin ilk evliliğinden bir oğlu var zaten. Gerçi görüşmüyorlar, ama evlat sonuçta. İlk evliliğim 15 yıl sürmüştü. Senin Özlem gibi benim de kocam kısırdı. O nedenle çocuğumuz olmamıştı!” dedi.

Nalan Hanımın daha önce evli olduğunu bilmiyordum. Bunu ilk defa duyuyordum, ama yine de söyleyerek moralini bozmak istemedim. Ardından, “Senden yana sıkıntı olmadığını anlamıştım zaten. Güçlü, kuvvetli, yakışıklı adamsın. Ama Özlem de genç ve güzel bir kadın sonuçta. Anne olmak ona çok yakışacaktır!” dedi. Nazikçe teşekkür ederek karşılık verdim sözlerine.

Saim Beyin sözleri üzerine maksimum 60 km ile gidiyordum. Nalan Hanım camdan etrafı seyrediyordu. Merkeze gidince onu bir giyim mağazasının önünde indirdim. Arabayı yakınlardaki bir otoparka çektim. Özlem’yi aradım. Birkaç kez çaldıktan sonra açtı. “Orada durumlar nasıl?” diye sorduğumda, “İyi, ne olsun. Kahvaltı yapıp yukarı çıktı!” dedi Saim Bey için. “Bir şey dedi mi, bir şey yaptı mı?” diye soruncaysa, “Ne yapacak Ufuk, sen de telaş yapma böyle!” dedi sinirlenmiş gibi. “İyi, tamam”! diyerek kapattım telefonu.

Ama merak edip 15-20 dakika sonra yeniden aradım. Ancak bu kez yanıt alamadım, telefonu açmadı. Ne oldu, niye açmıyor bu diye düşünüp dururken Nalan Hanım arayıp yanına gelmemi istedi. Yeniden mağazanın önüne gittim. Bayağı alışveriş yapmıştı, elleri poşetlerle doluydu. Poşetleri bagaja koyarken o ön koltuğa oturdu yine. Elinde bir paket vardı. “Bu senin!” dedi paketi uzatıp. “Nedir bu?” dediğimde, “Aç bak bakalım, beğenecek misin?” dedi gülümseyerek.

Kareli bordo renkli çok güzel bir gömlekti. “Nalan Hanım çok teşekkür ederim, ama ne zahmet ettiniz?” dediğimde elimi tutup, “Sen daha iyilerine layıksın!” dedi. İlk kez eli elime değiyordu. Çok şaşırıp heyecanlandım. Sıcak ve yumuşak elini çekerken, “Nalan de bundan sonra bana, Hanım demeni istemiyorum, aramızda resmiyet olmasın lütfen!” dedi gülümseyerek. Ama hemen ardından, “Ama Saim Beyin yanında aynı şekilde Hanım demeye dikkat etmelisin!” dediğinde, “Nasıl isterseniz!” dedim. Arabayı çalıştırırken, “Nasıl isterseniz değil, nasıl istersen!” dedi nazikçe. “Peki!” dedim yanıt olarak.

Alışveriş sonrası başka mağazalara, PTT’ye ve banka şubesine uğradık. Bankadan çıktığında elinde hatırı sayılır bir miktarda para vardı. Paraları çantasına koyup, “Yemek yiyip öyle dönelim eve!” dedi. Sonra da, “Balık yemek istiyorum, bildiğim güzel bir yer var, oraya gidelim!” dedi. Yolu tarif ederek dediği balıkçıya gittik. Hayatımda ilk defa böyle lüks bir yere geliyordum. Üzerimdeki eski püskü kot pantolon ve ütüsüz gömlekle burası için uygun olmadığımı düşündüm. Ancak Nalan Hanım o şekilde düşünmüyordu.

Sahile bakan bir masaya oturduk. Ben ezik büzük otururken o benim adıma da sipariş verdi. Kadının benimle böyle yakından ilgilenmesi hoşuma gitmişti, ama niye böyle davrandığını da anlayamıyordum. Acaba benden hoşlanıyor muydu? Nalan Hanım gibi mütedeyyin bir kadının kocası haricinde bir erkeğe bakabileceğine inanmıyordum, ama aklıma başka da bir şey gelmiyordu.

Balıklarımızı yerken havadan sudan konuştuk. Bir sonraki gelişimizde bahçeye ekmek istediği ağaç fidanları olduğunu, onları alacağımızı söyledi. Nalan Hanımın işaretiyle hesabı istedim garsondan. Oldukça yüklü bir hesaptı, benim ödeyecek durumum zaten yoktu. Nalan Hanım bankadan çektiği paralarla ödedi, üstünü de bahşiş olarak bıraktı.

“Kesenize bereket, teşekkür ederim!” dediğimde, “Afiyet olsun, daha bu bir şey değil!” dedi gülümseyerek. Arabanın kapısını bu kez ben açtım binmesi için. Güneş karşıdan geldiği için gözlüklerini taktı. Bu haliyle daha güzel ve hoş bir görüntüsü olmuştu. 45 yaşında olsa da daha genç gösteriyordu. Yüzüne hiç makyaj yapmadığı için de teni temiz ve bakımlı kalmış, yaşlanıp kırışmamıştı.

Eve doğru giderken vites kolundaki elimi tuttu. Siyah güneş gözlüklerinin arkasından bana bakıyordu, dudaklarında gülümseme vardı. Bir süre o şekilde kaldıktan sonra çekti elini. Heyecandan ne yapacağımı şaşırdım. Ev sahibim bana yazılıyordu. Kadının niyeti bozduğunu anlamıştım artık. Eve gelene kadar başka söz etmedik, ama etmemize gerek kalmamıştı zaten.

Arabadan inerken, “Bu gömleği giysene, üstünde görmek istiyorum. Bedenini tahmin ettim ama uymazsa değiştirelim!” dedi gülümseyerek. “Tamam!” dedim kontağı kapatırken. Nalan Hanım arabadan inerken ben de bagajdaki poşetleri aldım. Önümden kısa topuklu babetleri ile kıvıra kıvıra yürüyordu. Siyah renkli, bol ve uzun pardesünün altında götünü sağa sola çalkalıyor, pardesünün genişliği bunu görmeme engel olamıyordu.

Poşetleri salona bıraktığımda karım ve Saim Bey yoktu içerde. Nalan Hanım, “Ben yukarı çıkayım!” diyerek merdivenlere yönelirken mutfağın bahçeye açılan kısmına baktım. Özlem görünmüyordu orada da. Yukarı çıktım hızlı adımlarla. Nalan Hanım yatak odasına girmiş, kapıyı kapatmıştı.

En üst kata çıkıp bizim odanın kapısını açmaya çalıştım, ama kapalıydı. Özlem içerde miydi? Birkaç defa tıklattım, “Özlem benim, açsana kapıyı, orda mısın?” dedim. Ne olduğunu anlamaya çalışıyordum. Derken kapı açıldı. Özlem’nin suratı kıpkırmızıydı. “Ne oldu kız, anlatsana, bir şey mi oldu?” dedim kapıyı kapatırken. Özlem ağlamıştı ben gelmeden önce. “Geç otur!” dedi yatağın üstünü işaret ederek. “O pezevenk bir şey mi yaptı sana?” dedim kollarından tutup sarsarak. “Otur, konuşalım!” dedi çok sakin bir sesle.

Bir şeyler olmuştu, ama Özlem’nin bu sakinliği beni korkutuyordu…

[Ufuk]

Mar 30

Öğretmenimi Siktim!

Öğretmenimi Siktim!
3 yıl önceydi, lise son sınıf dayken Ayşe adında balık etli bir edebiyat öğretmenim vardı. Her gün bizim derslere giriyordu ve onu her gördüğümde azıyordum hergün eve gider gitmez onu düşünerek masturbasyon yapıyordum. Bir gün beden eğitimi için herkes üstünü değiştirip bahçeye çıkmıştı bende beden eğitimi öğretmenime biraz rahatsız olduğumu söyleyip içeride durmak istediğimi söyledim o da tamam dedi.
Sınıf da tek başıma sırada otururken Ayşe hoca içeri girdi, olum kimse yok mu dedi bende herkes dışarı da beden eğitimi dersinde öğretmenim dedim. O da bana sen neden buradasın dedi, biraz rahatsızım dedim hocam. Neyin var dedi, önemli birşey değil hocam biraz başım ağrıyor dedim. Sen bilgisayardan anlıyordun değil mi dedi bende evet hocam dedim, benim bilgisayarımda bir sorun var çıkışta benimle gelip bir bakarmısın dedi bende tabi hocam dedim. Evi zaten okulun 2 sokak ötesindeydi.
Çıkışta öğretmenler odasının kapısında onu bekliyordum, geldi hadi gidelim dedi, ve koyulduk yola. ben onun lastik gibi sallanan koca poposunu izlemek için 1-2 adım arkadan yürüyordum. Hocanın evine ulaştık, bana geç içeriye dedi geçtim fakat ortalıkta bilgisayar falan yoktu bende ona bilgisayarınız hangi tarafta dedim, üzerime doğru gelmeye başladı dudaklarımdan öpmeye başladı bende onu öpmeye başladım hocam kocanız gelirse ne olacak dedim, o da merak etme onun daha 3 dersi var dedi, üzerindeki tişörtü çıkardım memelerini yalamaya başladım o anda çığlık atmaya başladı seni sikmek istiyorum aşkım dedim, o da gir bana aşkım dedi.

Bacaklarını omuzlarıma attım ve bacak arası girdim. O kadar azmıştım ki kadının koltuk altını yalamaya başladım ona karşı 4 yıllık içimde birikmiş hayvani dürtüler adeta açığa çıkıyordu.
5-6 dakika bacak arası girdikten sonra hamile kalmaması için onu götten domalmak istediğimi söyledim, hocam canınız acıyabilir ama biraz da arkadan takılalım dedim o da doğru söylüyorsun dedi sakın hamile bırakma beni başıma bela sarma dedi. Tamam aşkım dedim zaten götünden sikmeye başlar başlamaz 2 dakika içinde boşaldım. O kadar inledi ki sikişmenin sonunda sesi kısılmıştı. Bende ona hocam eğer soran olursa sesinizin neden kısıldığını, bugün sınıfta çocuklara çok bağırdım dersiniz dedim, o da bana çok zekisin aşkım dedi.

Sonra yatakta biraz çırıl çıplak sarılarak yattık yarım saat kadar. Aşkım edebiyatım bildiğin gibi çok kötü, 1 gelebilir dedim beni geçirirsin değilmi dedim o da sen öyle şeyleri düşünme sevgilim ben halledeceğim dedi. Daha sonra kocasının çıkış saati yaklaşmaya başladı bende üstümü giyip çıktım tek günlük muhteşem bir deneyimdi lise 1. sınıfdan 4.sınıfa kadar her gün gözümün önünde sallanan o koca götü sikmiştim ve rahatlamıştım.

Mar 26

Patron Karımın Anıları -1

Patron Karımın Anıları -1
Karım benim, 35 yaşında ama kariyeri çok sağlam bir kadındı, önemli bir şirkette üst düzey yöneticilerden. Altında bir sürü çalışanı var, otoriter, kendini geliştirmiş güzel,seksi bir kadın. Ben başka bir şirkette olmama rağmen mevki olarak onun altındaydım.
Neyse, karım sürekli mini etekler,dekolteli elbiselerle şirkete gider. Birkaç kez sarkan olup olmadığını sorduğunda, bir bakışının tüm erkekleri susturduğunu anlatıp dururdu, gerçi karımı da susturan üst düzey müdürler varmış ama onları yılda bir görüyormuş, ve böyle feminen giyinmesi o günün rahat geçmesini sağlıyormuş. Özellikle çok sıkıştığı konularda, hafiften verdiği frikik, makam mevki fark etmez, testosteronu olan her erkeği yumuşatıp sakinleştiriyormuş.
Bende kariyeri için çok sorun etmiyordum. İlla ona sulananlar vardır ama benimde baktığım kadınlar var sonuçta bunlar olağandı. Yalnız akşam yemekleri bir ara sıklaşmaya başlayınca canım sıkılmaya başladı. Birkaç kez evde tartışırdık, bu gibi yemeklerin normal olduğunu, iş için olduğunu söyleyip duruyordu. Ama bende” şu halinle birde alkol alıyorsun alt üst fark etmez, ateşle barut yan yana durmaz, bakmaları bile beni deli eder ki, belki elliyorlardır bilmez gibi yapıp ya da ne biliyim kendi içlerinde seni hayal etmeleri bile sinir ediyor beni.” Dedim. O ise, sakin olmamı kendisine güvenmemi söyleyip duruyordu. Tabi bir şey yapamıyordum. Bir gün yine geç bir vakit, evde bekliyorum ik**e bir dışarı bakıyorum.Şirket arabası ile geldi ama karım indi, araba gitti. Anlamadım önce sonra kendisine sorunca iş arkadaşının onu çok sarhoş olduğu için eve bıraktığını , yarın sabah ise alacağını söyledi. Zaten evi yakınmış. Ben kim diye sordukça şirkete yeni giren, müdür yardımcısı olduğunu söyledi.
Gece nasıl geçti dedim, sarhoştu çok dili dönmüyordu. Duşa bile girmeden yatağa yattı. Üstünü ben çıkardım. Zaten yarı çıplak giyiniyordu. Eteğinin fermuarını açtım, eteğini çıkardım. Gömleğinin düğmelerini açtım, yanımda sütyen ve kilotla kaldı. Sarhoş olması beni tahrik etmişti. Boynunu yanağını öptüm, yavaşça göğüslerine geldim süt yeni çıkardım öpmeye başladım, diğer göğse gelince hafiften bir morluk gördüm. “Ne lan bu “dedim karım duymadı. Acaba ben mi yaptım diye düşünüyordum ama neredeyse bir haftadır sikişmiyorduk. Bu morluk ne olabilir diye tahmin yürütüyordum ama aklım sürekli bir erkek olabilire gelip takılıyordu. Sikim hala inmemişti, neyse yarın sorarım dedim ve öpmeye başladım. Aşağı doğru indim kilodunu sıyırdım, amını öpmeye başladım.
Hafiften inledi, baktım uyanık yalamaya devam ettim, bacaklarını hareket ettirmeye başladı. Nasıl olsa bir bir haftadır sikişmeyince sarhoşta olsa azmıştı diye düşündüm, ben şevkle yalayıp devam ederken,sikimi okşuyordum sokma planları yaparken, murat gibi bir şey dedi. Anlamadım, yalamaya devam ediyordum yine kısık sesle murat offf gibi sesler çıkartınca ayağa kalktım. Yanına yaklaştım, söyle sevgilim dedim. Ses vermiyordu. Konuşsun diye amını mıncıklıyor göğüslerini yalıyordum, tekrar “murat yeter doymadın mı” deyince kafamda şimşekler çaktı. Orospu beni aldatıyor, bu arada yazmamışım, ismin mert.
Çok sinirlendim dövmek istedim ama yapamıyordum. Belki sarhoş hayal kuruyordu, gerçi kurması da kötüydü. Sabaha kadar sakinleşmeli adam gibi konuşmalıydım. Sonuçta bağırığ çağırsam aynı şekilde cevap alırdım inkar ederdi. Yanında uyudum, üstünü bile giydirmedim. Düşüncelere dalıp uyumuşum. Kalktığımda karım duş alıyordu. Gece hayal mi değil mi bilemiyordum. Bu arada karımın telefonu ısrarla çalınca ben bakayım dedim ki ismi görünce yıkıldım. Arayan Murat İş yazıyordu.
Karımın yanına girdim beni öyle ani görünce korktu, günaydın dedi. Murat kim lan orospu dedim. Önce gözleri büyüdü sonra sen kendinde misin dedi. Bense cevap ver Murat kim dedim, oda iş arkadaşım birazdan beni alacak dedi.
Bende dün ki olayı hızla ve kabaca anlattım. Gülüyor, saçmalama diyordu. Mert demişimdir sen Murat anlamışsındır, dedi.”lan beni katil etme, Murat mı siktiriyon kendini orospu” diye bağırıp telefonu yere fırlattım. Korkmuştu. Sonra o da başladı bağırma, kendine gel ne biçim konuşuyorsun öyle bir şey olmadı. Tamam hoş çocuk ama o benim altımda çalışıyor öyle bir şey olmaz dedi ve hızla giyinip gitti.
Akşama kadar gezdim tozdum işten izin aldım rahatsızım diye. Akşam karım geldi güzel bir yemek yedik, gönlümü aldı. Tekrar her şey tatlıya bağlandı. Gerçekten de mert demişti sanırım diye düşünmeye başlamıştım.
Aradan bir hafta geçti ayada geçmedi bir kadın ben evdeyken kapımı çaldı. Benim Mert olup olmadığımı sordu, benim dedim, karım hakkında teyit aldıktan sonra içeri girmek istediğini söyledi Kızgındı. Herhalde karımın işten kovduğu birisi diye düşündüm. İçeri aldım.
Oturdu su felan verdim sakinleşti. Sonra bana dönüp, karınla kocam ilişki yaşıyor. Ben birde ayağa kalkıp “ne diyorsun be “ dedim. O ise, sakin olmamı aynı tepkiyi önce kendisininde verdiğini söyledi. Ak işte video dedi bana telefonunu uzattı.
Evine gizli kamera koymuş daha doğrusu yazlık evine. Şüpheleniyormuş çünkü sık sık iş seyahatlerinden. Ben başladım izlemeye, bir tane adam üstü çıplak altı havlulu bir kanepe de oturuyor, 5 dakika böyle birisi ile konuşuyor ama ses yok. Sonra bir adam daha geliyor onda da belinde havlu var konuşuyorlar. Ben kadına döndüm, manyak mısın ne var bunda dedim. O ise bekle sabret dedi. Bekliyordum ki karım kamera görüntülerine girmişti. O çırılçıplaktı. Telefon elimden düştü düşecekti. Yerime oturdum.
Adamlar ellerinde bira şişeleri gibi bir şey vardı. Karım bacak arasını açmış, murat olduğunu öğrendiğim yanımdaki kadının kocası, karımın amını eliyor bir şeyler diyordu.
On beş dakika sigar alkol içip gülüştüler. Sonra diğer adamda karımın yanına gelip hafiften göğüslerini ellemeye başladı. Bu arada Muratta karımın amını bacaklarını ve göğsünü elliyordu. Sonra tekrar bir şey içip gülüşüyorlardı.
Sonra Karım muratın karnına doğru yattı, diğer adam ise karımın amına dildo tarzı bir şey sokup çıkartıyor,karım bayılmış gibi hareketsizdi bazen ayakları oynuyordu. Murat karımın amının üstünü okşuyor, arada bir de göğüslerine dokunuyordu. Diğer adam ise dildonun hepsini karıma sokup çıkartmaya başlamıştı. Karımın bacakları hareket emeye başlamıştı. Adam hareketleri hızlandırmış daha sert olmuıştu karım iyice azmış gibiydi. Daha sonra Murat ayağa kalktı, karımı kanepeye uzanır vaziyette yatırdı sikini karımın suratın değdirmeye başladı. Karım adamın daşakların yalıyor gibiydi. Bazen de sikini sonuna kadar alıp çıkartıyor sıvazlıyordu.
Diğer adam hala karımın amına dildo sokmakla meşguldü. Bu arada karım ayaklarını birleştirmiş o adamın sikine masturbasyon yapıyordu.Ardında dildo sokan adam kalktı, karım azıcık dikeli ve muratın sikini daha vahşice yalamaya başladı. Muratta karımın saçını kafasını tutuyor yol gösteriyordu ne kadar derine kadar yalayacağına dair. İzlemek istemiyordum ama devam ediyordum. Yanımdaki karının suratına bakmıyordum. Kızgındım ama değişik bir zevk almıyor değildim. Sikim kalkmıştı lan.
Ardından murat yandaki kanepeye oturdu, karım yere domalacak şekilde Muratın dizinin dibine çöktü ve sikini yalamaya devam etti. Diğer adam ise karımın arkasına geçip sikmeye başladı. Murat birasını yudumlarken karımın kafasını iyice sikine bastıyor diğer adam pompaladıkça pompalıyordu. Sonradan karımı tekrar kanepeye çıkardılar. Bu sefer siken adam sikini yalatmaya başladı. Karımı ise Murat sikiyordu. Murat daha sert ve hızlı sikiyor gibiydi. İşi biliyordu bu adam. Karımın sesi gelmiyordu ama kim bilir ne çığlıklar atıyordu. Daha sonra yalatan adam hızla otuz bir çekmeye başladı ve karımın ağzına sikini soktu boşalıyor gibiydi .Zaten yarım dakika felan sonra karımın ağzından çıkmış yandaki kanepeye yığılmıştı. Murat sikmeye devam ediyordu. Karım kafasını çevirmiş ona bakıyor bir şeyler diyor Murat daha da hızlanıyordu.Sonrada muratta karımın içine boşaldı. Belli olmuyordu ama sanırım kondom kullanıyor gibiyi.
On-on beş dakika böyle oturdular sonra giyinip evi terk ettiler.
Video bitmişti, kadına döndüm. Kadın ağlıyordu. Ben yanına gidip, boşanacağız bunu delil olarak göstereceğiz dedim. Kadın olmaz dedi, ben ayrılırsam sorun yaşarı, hata standardım düşer dedi. Bende salak mısın bununla adamın her şeyini alırsın dedim. O da Murat böyle bir adam değil beni yaşatmaz dedi. Ben “neden getirdin bana izlettin o zaman” dedim. Bilmiyorum kızarsın belki Murata bir şeyler yaparsın diye düşündüm ama gördüğüm kadarı ile karını sikmeleri hoşuna gitti.
Ben bu lafı beklemiyordum. Defol çık evimden kocanla ne bok yersen ye beni ilgilendirmez. Ben karımla halledeceğim dedim, kadını zorla evden attım. Sonra kendimle baş başa kalınca, karıma bu durumu söylememeye karar verdim. Sonuçta duyulursa ben rezil olurdum. Karısı tarafından boynuzlanan bir erkek olmak istemem diye düşündüm.
Neyse iki saat felan sonra karım geldi, hafif yorgundu duşa girdi.O akşam yine sikişmedi benimle. Kim bilir Murat yada kimse ne kadar çaktı, ne zaman ve nasıl sikti. Soramıyordum ama bunu düşünmek bile sikim kaldırıyordu.

Mar 19

Nylon Passion 2

Nylon Passion 2
Oğuz yaşadığı muazzam hazdan 2 gün geçmesine rağmen yaşadıklarının rüya olduğunu ve hayallerini süsleyen l****anın yaptıklarının etkisinden kurtulamamıştı. Aniden mekanında çalan telefonun sesi ile daldığı rüyalarından uyandı Oğuz…

Ayten : Oğuz abi nasılsın?
Oğuz : Şu abi olayını bırakalım istersen (biraz iç çekerek)
Ayten : Tamamdır biz bize hariç diğer ortamlarda hitap etmem.
Oğuz : Sen nasılsın Ayten ?
Ayten : İyidir Oğuz ab..pardon Oğuz. Kusuruma bakma dilim alışmış
Oğuz : Ok. Önemli değil
Ayten : Ee monitörü kontrole gelmeyecek misin? (Şımarık bir kız tonu ile)
Oğuz : Tamam gelirim (Heyecan verdiği titreme ile çıkan ses tonu)
Ayten : Ok. Fazla geç kalma okula geç kalmamam gerekir.

Oğuz hiç beklemediği bu telefon görüşmesinin ardından Ayten in dairesi gitmek için hızla mekanını terk eder. Yolda hızlı adımlar ile yürürken bir yandan kalbi hızla atmakta bir yandan da Ayten in bacaklarında olabilecek ince çorap çeşitleri hakkında düşünceler sarmaktaydı. Acaba en son evinden ayrılırken bahsettiği sürprizimi yapacaktı yoksa en son üstünde gördüğü ince ten çorabı ile karşılayacaktı kendisini…

Bölüm 2

Derin düşüncelerin sardığı Oğuz nasıl vardığını anlamadan Ayten in oturduğu dairenin kapısına ulaştı. Ayten in bacaklarında göreceği ince çorabın renginin merakı ve heyecanı içinde zile bastı.

Ayten : Hoş geldin Oğuz abi. Tam zamanında geldin.
Oğuz : Hoş bulduk Ayten fakat hitap konusunda anlaştığımızı zannediyordum
Ayten : Öhöm ee Oğuz abi arkadaşımla buradan okula geçicez de ( Yine muzip bir tonla )
Oğuz : Ok Ayten anladım ( Oğuz da geç olmadan jeton düşer hitap için)

Ayten terlik uzatırken Oğuz her zaman ki gibi onun bacaklarını saran ten rengi ince çorapla ilgili merakını gideren yere doğru bakış atar. Oğuz terlikleri giyerken içine bir şüphe düşmüştür ? Acaba içerideki arkadaşı kimdi ? Neden bur da idi ? gibi düşüncelerle salona girdi. Salonun üçlü kanepesinde okul üniforması ile oturan minyon tipli Mila Kunis i andıran hoş bir kız oturuyordu. Oğuz kızın zarif bacaklarını saran süt beyazı ince çorabı süzmekte gecikmedi.

Ayten : Tanıştırayım. Oğuz abi. Melis
Oğuz : Memnun oldum Melis
Melis : Bende memnun oldum.
Ayten : Oğuz abi ben fotokopi için kırtasiyeye gitmem lazım. Ben yokken bilgisayar için Melis ten yardım isteyebilirsin. Fazla geç kalmam ( Hınzır bir gülümseme ve ses tonu ile)
Oğuz : Ok. Ayten

Oğuz bu sefer bilgisayar masanın arkasına Melis in bacaklarını süzecek şekilde geçer ve her ihtimale karşı montajını yaptığı monitörün kablosunu söker. Melis in zarif bacaklarını saran süt beyazı ince çorabı süzmek için en iyi oyalanma taktiği buydu Oğuz için…Bu arada Ayten ev kapısının önünde kapıyı açıp kapatır. Bu hamlesinden sonra hafif aralık olan salon kapısına
doğru yönelir. Oğuz bu esnada Melis in dangling (sallanan) modundaki bacaklarının tesiri altına girmişti bile.Ne Oğuz ne de Melis kendilerinin hafif aralık olan salon kapısındaki Ayten tarafından izlendiklerini bilmiyorlardı. Oğuz Melis in zarif bacaklarını saran çorabı daha yakından görmek için aynı taktiğine yine başvurur…

Oğuz : Melis bi bakar mısın ?
Melis : Buyrun !
Oğuz : Senden rica etsem monitör e karşı oturur musun ? Ben masanın arkasından ekranı göremiyorum.
Melis : Tabii ki hemen geçiyorum monitörün karşısına

Melis in masaya hareketlendiğini gören Ayten muzır bir şekilde elinde hazır tuttuğu cep telefonunun kamerasını çalıştırır. Oğuz ise masanın arkasında beyaz çorabın içindeki kırmızı ojeli parmakları daha yakından görebilmenin hazzı içindedir. Melis oturduğu gibi beyaz ince çoraplı ayaklarını relax biçimde ileri geri sallamaya devam ediyordu. Oğuz kendine dahada yaklaşan bu minyon ayaklar karşısında gittikçe nabız atışlarına hakim olamıyordu. Melis masanın arkasında sallanan kablolara ayaklarının temas etmesine rağmen umursamaz bir şekilde ayağını sağa sola ileri geri sallamakta sakınca görmüyordu. Fakat bu durum masanın arka tarafındaki her saniye aleti sertleşen Oğuz için geçerli değildi. Oğuz bir şekilde bu beyaz ince çoraplara temas etmek için aklından tilkilikler geçiriyordu. O esnada Aklına parlak bir fikir geldi ve sertleşen aletini masanın arkasındaki boşlukta sarkan kabloların hizasına getirdi. Bu sayede Melis in beyaz ince çoraplı minyon ayaklarına ulaşmak daha kolay olacaktı. Melis karşındaki şahsın ereksiyonundan habersiz ayağını sallarken aniden sıcak bir et parçasının temas ettiğini hissetti. Melis yüzünün aldığı ufak bir şaşkınlıkla ayağına temas eden sıcaklığı bir daha yokladı. Beyaz çoraplı minyon ayağını bu et parçasının üstünde ileri geri sürterken karşında kendinden geçen Oğuz un cinsel organı olduğunu anlamakta gecikmedi. Melis in yüzündeki ufak şaşkınlık yerini minyon ayağına oyuncak bulan bir gülümseye bıraktı. Oğuz aletinin üstünde yumuşaklığını hissettiği oval hareketler yapan beyaz çoraplı kırmızı ojeli ayak parmaklara karşı fazla kayıtsız kalamadı. Melis aniden bacaklarında ve diz kapağı hizasında bulunan eteğinde ayağı ile oynadığı oyuncaktan farklı bir sıcaklık hissetti. Oğuz un aleti öyle bir kıvama gelmişti ki Melis in etek ucu dahil bacaklarını saran süt beyazı ince çoraplarını döl yağmuruna tuttu. O esnada cep telefonu ile gizlice kameraya çeken Ayten i bile içinden “vay be benim çorabıma bile böyle patlamamıştı” dedirtti. Melis Ayten in her an gelmesi telaşı ile diz kapağı hizasındaki eteğinden damlayan menileri temizlemek için ince beyaz çorabını çıkarır. Hadisenin bittiği gören Ayten dışardan geliyormuş gibi sokak kapına doğru yönelir.

Melis : Lütfen bundan Ayten e bahsetmeyelim.
Oğuz : Kesinlikle bana güvenebilirsin ( Kendinden geçmiş bir halde )

Oğuz dışarıdan gelen kapı sesi ile boşalmanın verdiği sarsıntıyla kitlenen dizlerini ve baldırlarını toparlamaya çalışır. Salona gelen Ayten in yüzünde sinsi bir gülümseme var.

Ayten : Hayırdır Melis ! Çoraplarına ne oldu ?
Melis : Hiç sorma Ayten. Sandalyeye otururken çorabımı bi yere takdırdım herhalde, çok kötü kaçtı.
Melis : Ayten senin yanında yedek çorabın var mı ? Ben yanıma almayı unutmuşum ( Mahçup bir ses tonu ile)
Ayten : Dolabımda olucaktı Melis fakat ince siyah çorap var beyaz renk yok.
Melis : Olsun canım rengi sorun değil

Oğuz ise olup bitenler karşısında kafası iyice karışmıştır. Acaba Ayten in kendisine bahsettiği sürpriz yaşamış olduğu bu hadisemi idi ? Ayten yüzünde hafif bir sırıtma tebessümü ile salona geri döner.

Ayten : Oğuz abi monitörü ayarladın mı?
Oğuz : Halletim Ayten
Ayten : Ok abi. Biz okula geç kalıcaz sonra görüşürüz
Oğuz : Görüşürüz Ayten…

Mar 15

Misafirliğin tadı yatağımda kadınla çıkartım

Misafirliğe gelmiştim yemek felan yedik yatma yolds.
com saati geldi evdeki güzel genç kız yatacağım yeri hazırladıktan sonra odamı göstermek için birlikte geçtik odadan çıkarken elini aletime sürterek gülücük attı bende gece bekliyorum diye fısıldadıktan sonra gitti havalarda sıcak olduğu için fazla üstümde elbise yoktu gece gelmesini beklerken kapı araladın yavaşça yanıma aldım önümde direk diz çöktü bursa escort çıkartım bende zevkle tiskinmeden yaladıktan sonra sıra bana gelmişti

bende yanıma gelmesini istedim evdekilerin uyumasını beklemeliyiz diye işaret etti gece saat 01 oldun hava sıcak olduğunda üzerimizde fazla bişey yodu ben heyecanla beklerken kız kapıyı yavaşca açıp odama geldi yanıma doğru yaklaştı tabi bu arada bende toparlandımben bursa escort bayan elimi bacaklarına attım okşamaya başladım oda dirkman benim aleti okşamaya başladı ve yatağın kenarındayız o birden önume çokdü benim aleti çıkardıonu yalamaya başladı kız öyle zevle emiyorki çılgınca ağzına soruyor yarağımı

bende zevkden uçuyorumbenimki kazık gibi oldu benim dayanacak gücüm kalmamıştıkolundan escort bursa tutdum ve onu yatağa ittim bacaklarını ayırdım yalama sırası bana gelmişdi bacaklarından yalıyarak vajinasına doğru gidiyorum ve dilimi içine sokuyorum ve kloterisini emiyorum sonra üzerine abandım penisinim kafasını vajinasına sürmeye başladım bana bakire olduğunu söyledi bende bu güzel onu ilk ben yapacağım dedim o heyecen dan tirim tirim titriyordu beninm aletimin kafası öyle bir şiştiki vajinasına zorla sığıyordu çığlıklar atıyordu acıdan bende bağırmasını önlemek için dudakların dan öpüyordum sonra vek almaaya başladı tabi ben ondan fazla zek alıyordum

Mar 13

Arkadasimin karisi-5

Arkadasimin karisi-5
Merhaba.gectigimiz yaz arkadasin karisi tatildeydi ve havuzdayken bana attigi whatsapp yazismalarini yayinliyorum.hikayelere yorum yapmanizi rica edicem.ayrica yazismalarda bahsi gecen resimleri ozel olarak paylasiyorum.her sey gercek.uydurmaca hicbir sey yok.benim aldigim zevki baskalari da alsin ve fantazi olsun diye burda paylasiyorum.
Iki nokta ile baslayanlar hatunun yazisidir.

..Slmm
Slmm
..Napıyosunn aşkımm
Otobüsteyim bebegim.istanbula donuyorum
Sen napiyosun
..Çocukları havuza getirdim sevgilim
Hmm yerim seni sevgilimmmm
..Gel yee(havuzda poz resmi gonderir)
Ohggggggg
Süper yaaaaa
Memelerinin duruşuna bi bak yaa
..Neyi süper bu hatununOO
Memelerinin görüntüsü..cok çekici.memelerinin büyüklüğü ortaya çıkmış.cok seksiii
Bacaklarında çok iyi duruyo..bikini çok yakışmış azgın hatunuma
..Oyuu erkeğimmmmm
Sikim oynadı valla
Göğüslerini gorunce
..Yazarım yine birazdan çocuklar havuza girelim dio..
..Yerim senin sikiniiii
Yaz bebegim.
Yedircem sana sikimiii
..Tmmm erkeğim. .ohjjsss
Ohhhggg .cabuk çık
Havuzdan
..Uwwss(memelerinin resimlerini gonderir)
Harekete bak yaaa.cildirtici ..
..Beğendin miii
Uffff havuzda azgın bi hatun var…ve amini oksuyo..ne süperrr…ufff
..Mmm
Şimdi orda olmak vardı.havuzda oynasmak
..Ohhh yaaa
Yabancı biri olsaydım.. seni keserdim.hatunun mallar sağlam.kocasi yokken şuna bi yanaşayım diyip seni tavlamaya çalışırdım.sonra havuzda burakla oynarken sen de gelirdin.suyun içinde el şakaları yapardık.sana dokunurdum
..Ayyy.mmmm
Çaktırmadan götüne dokunurdum..hatta avuçlardım sen burak sanırdın.
..Ayyyy..ohhhsss
Sonra buraga derdimki anneni omuzlarıma alicam derdim..suya dalıp seni omuzlarıma almaya çalışırken bacaklarına dokunurdum hatta götunu avuçlardım.sense hiçbişey yapamazdın.
Aksam odama çagirirdim seni ve yarim saat bikinini sıyırıp seni siker öyle gönderirdim.
Istermiydin hi gerçek olsun..tatilde kendini başkasına siktirmek..
..Uhssssssss
..Evett
Nerde çektin bu resmi orospum.
Mallara bakkkk
..Duşakabinde
Uffff..orospuma bak …nasil ozlemisim
..Gerçekten mii
Gösterdinmi bu malları hiç başkasına hi.firsatin oldumu
..Havuzda bazen bikinimi düzeltiyomuş gibi yapıp evet
Kim ozlemezkiii..cok iyiler yaaa
..Uwwww sahimiii..ufff memeler çok iyi yaa..
Emzirmek ıstermiydin simdi onları tatilde..orda bi başkasına hii..ufff
..delice emzirmek isterdimmn
Uwww ne emerdim..tam emmelik uclarin varrrr
Rengi ucu büyüklüğü tam emmelik memelerr
..Regl olcam biraz şiştilerr ama yine de idare ederler işte
Iyi görünüyorlar askimmm
..Yerim senii
Bu hali bi erkeği baştan çıkartır yeminle.
..Oyyy
Memelerini vücudumda gezdirmen ne harika olurduu
..Ayyyy evett
Tüylerim diken diken olurdu
Uçlarını dokundurunca
..Mmmm
Ben yatayım.. Sen üstüme çıkıp sarkıt memelerini.uclarini gezdir yavaşça her yerimde
Erkek masör var mi orda?
..Var sevgilim
Gittinmi
..Hayır çarşamba gidicem ama
Gidip kendini okşat biraz askim..
..Ne heycanli
..Kuzenim istedi onla gidicez
Hmm kuzeninde işi biliyo
..Evett
Gidip okşat kendini askim..fantazi malzemesi çıksın biraz bize.
..Tmmm sevgilim..
Masaj esnasında cesur davran..iyice sıyir askim üstündekileri.ac iyice..
..Ohhh tmmm aşkım
Sonra heycanini bana anlat bebegim
Çok merak ediyorum simdiden
..Peki kocacımmm
Karimi ellesin biraz masör.karimi heycanlandirsin
Değişik duygular heycanlar hissetsin azgın karimmm
..Ufffsss
Uff düşünsene başka bi erkek deli üstünde okşar gibi gezincekk
..Ohhhhh evet
Belki siyirdigin bikini altından hafif amin açılcak.. bacaklarının üst tarafını okşarken bacak arandaki amina değecek hafifce
..Ayyyy..uhhhsss
Belinde bacaklarında başka bi erkek eli kayicak….guclu bi erkek eli…sekste tecrübeli bi erkek…onun kimleri o odada hangi pozlarda siktigini düşünüp azıcaksın.. ufff
..Ohhhhss..aynenn
Şimdiden merak ediyorum..neler nasıl duygular yaşayıp azacağını…bana anlat mutlaka..nereni en çok elledi oksadi
En çok nerene ilgi duydu..gordumu mallarını.. sohbeti nasıldı.sana yurudumu.
..Hepsini anlatırım.
..Aşkım yemeğe gidicez birazdan

Mar 05

evli kadın paralı sikişler…

evli kadın paralı sikişler…
30 yaşında 1.63 boyunda, 76 kiloda beyaz tenli bir kadınım. Küçük sayılacak yaşta evlendim. İki çocuğum var, İlkokulda okuyorlar. Bu anlatacağım olay başıma gelene kadar 12 yıllık kocamı hiç aldatmamıştım. Evlilik öncesi halamın oğlunun ilki bir tecavüzü ile başlayan ve evlenene kadar devam eden 6 kez yaşadığım anal seks deneyimi dışında kocamdan başka birinin sikini dahi görmemiştim. Ben 17 yaşında iken, benden 5 yaş büyük halamın oğluyla şakalaşmalarımız öpüşmelere dönüşmüş, derken elbise üzerinden amımı götümü okşamış ve bana sikini elletmişti. Elbiseli olarak başlayan bu oynaş, sonuçta bizi birbirimizin çıplak amını sikini yalamaya götürmüştü.

Halamın oğlu benimle sikişmek istedi, ben de kabul etmedim ve azmış durumdaki halaoğlu beni zorla götümden sikmişti. Ona yalvarmasaydım kızlığım da gidecekti. Beni yüzüstü yere yatırmış, sikini sadece kalçalarıma değdireceğini söylemişti. Sikini kalçalarımda hissetmek bana çok zevkli gelmişti. Halaoğlu kızlığımı bozmayacağına söz verince, ben daha rahat davranıyordum. Götümü sikeceği aklıma bile gelmemişti. Sikini ve götümü tükürüğü ile ıslatıp duruyordu. Eliyle arkadan göğüslerimi kavramış, kulak memelerimi öpüyordu. Kalçalarım arasında gezinen siki göt deliğime dayandı. Zorladı ve bastırmaya başladı. “Hüseyin acıtıyorsun yapma!” dediysem de, beni daha sıkı kavrayıp kendine çekti. Birden sikinin başı götüme girince götüm yırtıldı sandım. Acıyla kurtulmaya çalıştım. Bana daha sıkı sarıldı ben çırpındıkça o ittirdi. Ben hem elinden kurtulmaya çalışıyor hem ağlıyordum. O ısrarla sikini sonuna kadar soktu. Kasıkları iyice dayanmıştı ve sikinin tamamını içimde hissediyordum.

Sanki içimde sik değilde bir bıçak vardı. Dayanılmaz bir acıyla beraber halıyı yoluyordum. Halamın oğlu ise, “Az bekle, acısı geçer!” diyordu, ama ben öleceğimi sandım o an. Birkaç dakika kımıldamadan öylece durduk. Artık o acı yerini hafif bir sızıya bırakmıştı. Artık ağlamıyordum. Gözlerimi kapadım olanları bekledim. Halamın oğlu yavaş yavaş hareketlendi, ileri geri yapmaya başladı. Acı neredeyse kaybolmuştu ki, Halamın oğlu beni kasıklarımdan tutup kendine doğru çekti ve böğürür gibi ses çıkarmaya başladı. İçimde sıcacık bir şeyler akıyordu. Üzerime düşercesine kapandı. Hayatımın ilk götten sikişi böyle tecavüz gibi bir şekilde olmuştu. Sikini götümden çıkardığında halen dölleri akmaya devam ediyordu. Boşalan bir erkeği görmek beni tahrik etmişti, ama götüm bir iki gün daha hafif hafif acıdı. Halamın oğluyla bu olaydan sonra, evlenene kadar 5 kez daha farklı ortamlarda götten sikiştim. Sonrakilerde o acıyı bir daha hissetmedim. Ben 18 yaşında (Amımdan bakire olarak) evlendikten sonra peşimi bıraktı ve çok geçmeden o da evlendi.

Kocamı bu anlatacağım olaya kadar da hiç aldatmadım. Aynı apartmanda oturan kocamın iş arkadaşı Ahmet Beylerle ailece çok sıkı görüşüyorduk. Karısı Gültenle yediğimiz içtiğimiz ayrı gitmezdi. Gülten 35 yaşında, 1.65 boylarında, kilolu sayılacak bir kadın. Kendine bakım yapmayı seven, giyimine özen gösteren bir kadın. Bundan iki ay önceydi. Beni kahvaltıya çağırmıştı. Kahvaltı sırasında herzamanki gibi kadın dergilerini inceliyorduk. Onunla beraber parfüm ve makyaj malzemesi falan sipariş ederiz, herkes kendi payını öderdi. Gülten bol bol sipariş veriyordu. “Ne yapacaksın kız bu kadar güzellik malzemesini, hem kocan kızmıyor mu bu kadar para harcadığına?” dedim. Gülten de, “Erkeklere hoş gözükmek gerek, hem kocamdan para istemiyorum ki, benim her zaman yastık altı param olur!” diye cevapladı. “Kime süsleniyorsun kız öyle, kocan yetmiyor mu sana?” dedim. “Yetmiyor tabii!” dedi. Ağzım açık kaldı, “Yetmiyor da noluyor sanki?” dedim. O da, “Ne oluyorsa o oluyor. Sikecek erkek mi tükendi yani?” dedi. Gülten sanki her zamanki Gülten değildi, “Öyle yakışıklı ve paralı erkekler var ki, seni altına aldı mı bağırttırır. İkimizin de kocası bizden 7-8 yaş büyük. Seninkini bilmem ama benim herifin haftada bir siki kalkıyor, o da bana yeter mi yani?” diyordu.

Gültenle her türlü sırlarımızı paylaşırdık. Gülten son zamanlarda sık sık beni tanıştırmadığı bir arkadaşının yanına gidiyor, gittikçe açılıyor saçılıyordu. Yeni bir dev ekran LCD TV almışlardı. Hem hayırlı olsun ziyareti, hem de bir ikindi çayı için Gültenin yanına gitmiştim. Gülten kapıyı üzerinde bir bornozla açtı, “Sen mutfakta çayları doldur, ben duş alıp geliyorum!” dedi. Nasıl olsa içeride ikimizden başkası yok diye bornozu kapının önüne bırakıp, çırılçıplak olarak banyoya girdi. Duşunu alıp sonra aynı rahatlıkla banyodan çıkıp, üzerine bornozu alıp karşıma oturdu. “Ne oluyor kız sana, am göt ortada dolaşıyorsun?” dedim. “Nolacak ki, beni yiyecekmisin yani? Bende olan am göt sende de var!” dedi ve gülerek bornozun tamamını açtı, bacaklarını ayırdı. Çayımı yudumlarken Gültenin amını seyrediyordum, yeni traş etmişti. “Enişte her halde kaymak gibi amı seviyor?” dedim. “Nerede Eniştende bu yanan amı doyuracak sik?” dedi. “Ne yapıyorsun peki, için için yanıp kalıyor mu, yoksa Vibratör mü kullanıyorsun?” dedim. “Yok canım, yanmış amı kalkık bir sikten başkası doyurmaz. Canlı sik dururken kim siktirir Vibratöre?” dedi.

Gültenin götünde sanki kurt varmış gibi rahat oturamıyor, bana sanki birşeyler anlatmak istercesine oturduğu yerde heyecanla kıpırdanıp duruyordu. “Kız yoksa biriyle gizli ilişkin mi var?” dedim. Gülten sırıtarak, “Aramızda kalsın, çatır çatır siktiriyorum valla!” dedi. Duyduğuma inanamadım. Aslında gültenin son zamanlardaki sıradışı davranışları gözümden kaçmıyordu. “Nasıl oldu bu iş?” dedim. Duyduklarım beni daha da şaşırttı. Gülten 2 ay önce internetten bir kadınla samimi olmuş ve Laleli’de buluşmuşlar. Burada evli kadınlarla istekli erkekler bir defalık ilişki yaşıyor ve bir daha asla birbirlerini görmüyorlarmış. Kimse de kimseyi tanımıyormuş. Gülten öyle ballandıra ballandıra anlatıyordu ki, şaşkınlığım arttıkça artıyordu. “Ne yani, gidip orada sikişiyormusun?” dedim. “Nolacak ki? Asla kimse ardına düşüp seni rahatsız etmiyor, özgürce sikişiyorsun!” dedi. “Bugün de sikiştin mi?” dedim. “Elbette, niye duş aldım sanıyorsun? 50 yaşında karısı çoktan ölmüş biri beni öyle sikti ki hiç sorma! Orgazm olurken zangır zangır titredim valla. Hele geçen gün 18 yaşında biriyle sikiştim ki, hiç sorma, amım kendinden geçti adeta!” dedi.

Bunları konuşurken içim tuhaf olmuş, amım sulanmıştı, bacaklarımı kıstım ve Gültene belli etmeden Orgazm oldum. Artık Gültene abone olmuştum, her gün Gültenin yanına gidiyor, kiminle nasıl sikiştiğini soruyor, o anlatırken ben de (artık resmen Gültenin görebileceği şekilde) amımı ovalaya ovalaya dinliyordum ve boşalıyordum. Zavallı kocasının hiçbir şeyden haberi yoktu, Gülten gidip her gün başka biriyle sikişiyordu. Bu sikişlere Çöpçatanlık yapan ev, zengin erkeklerle ev kadınlarını buluşturuyordu. Gültenin dediğine göre bu erkekler asla Fahişelere gitmeyen ve kimliğini gizli tutan kişilerdi. Hatta bazıları maske ile sikiyorlardı.

Yine bir seferinde Gülten sikişmelerini anlatırken, ben eteğimin üzerinden amımı okşuyordum. Gülten karşımda oturduğu koltuktan kalktı yanıma geldi ve benim şaşkın bakışlarıma aldırış etmeden eteğimi kaldırdı ve “Rahat olsana kız Orospu, benden mi çekiniyorsun?” diyerek, ıslanmış külodumu çekti bacağımdan çıkardı. Sonra birşey söylemeden gitti, yatakodasından aldığı Vibratörle geldi, “Al bununla yap!” dedi ve Vibratörü elime tutuşturdu ve yanıma oturdu. Ben Vibratörün ne işe yaradığını biliyordum, fakat ilk defa görüyor ve elimde tutuyordum. Benim şaşkın şaşkın Vibratörü incelediğimi gören Gülten elimden aldı, “Bak böyle kullanılıyor!” diyerek önüme diz çöktü. Bacaklarımı ayırdı ve ayak bileklerimden tutarak ayaklarımı koltuğun üzerine koydu. Bir eliyle amımın dudaklarını aralayarak Vibratörü amıma soktu ve düğmesini çevirdi, Vibratör amımın içinde tiremeye başladı. Bir eliyle Vibtatörü amıma sokup sokup çıkarırken, bir eliyle de Klitorisimi sıvazlamaya başlayınca, ben zevkten çıldıracaktım. Çok geçmeden kasılmaya, titremeye ve inlemeye başlamıştım. Gülten Vibrtaörü amımdan çıkarıp, iki parmağını amıma sokup, amımın içinde hareket ettirip, hızlı hızlı sokup çıkarmaya başlayınca, ben artık saldım kendimi ve çığlıklar atarak Gültenin eline boşaldım. Hem de ne boşalma, amımın suları fışkırırcasına akıyordu…

Öyle tuhaf olmuştum ki, bütün duyguları aynı anda yaşıyordum. Utanma, zevk, heyecan, Orgazm ve mutluluk, hepsi bir arada idi. Gülten sordu, “Kız Orospu, nezamandan beri sikilmiyor bu amın? Amının suları ortalığı göle çevirdi!” dedi. “Valla benim herif te senin herif gibi, ayda yılda bir canı isterse sikiyor, onda da iki dakikada boşalıyor, ben bir bok anlamıyorum!” dedim. Gülten de, “Bak sikişmek istersen yarın seni de götüreyim, sen de bir dene, pişman olmazsın! Benden utanmana çekinmene gerek yok, aramızda kalır!” dedi. “Valla şu ana kadar kocamı hiç aldatmadım, bundan sonra da aldatacağımı hiç sanmıyorum!” dedim. Dedim ama amım da yarak diye yanıyordu. Gülten gülerek, “Ohoooo, sen bu kafayla Vibratörden başka bir yarak yiyemezsin! Al sana hediye edeyim de, bari bununla söndür amının ateşini! İstediğin zaman seni ben de boşaltırım, ama gerçek yarağın yerini tutmaz tabii!” dedi.

O gün sabahı zor ettim. Duygularıma engel olamıyordum. Gece yatarken kocamın sikini yokladım, ama herzamanki gibi tık yoktu. Sabah Gültene, “Tamam ben de deneyeceğim!” dedim. Süslendik püslendik, Laleli’deki o eve birlikte gittik. Ara sokakta bir yerdeydi. Kapıyı başı örtülü, kapalı giyimli bir kadın açtı. İçeri girdik, salona geçtik. Gülten beni o kadınla tanıştırırken, “Nevin’in ilki olacak!” dedi. Kadın beni bir odaya götürdü, “Burda bekle!” dedi. Odada küçük bir TV çalışıyordu, müzik klipleri oynuyordu sürekli. Odada bir yatak, bir de kanepe vardı. Kanepeye oturdum, bahtıma nasıl biri çıkacak diye beklemeye başladım. Derken kapı açıldı, içeriye 35 yaşlarında, uzun boylu, giyimi oldukça düzgün biri girdi. Heyecandan ölecektim. İlk defa kocamdan başka birinin sikini yiyecektim. Adam beni ayağa kaldırdı, belime sarıldı ve dudaklarımdan öpmeye başladı. Heyecandan bir kuş gibi titriyordum…

Adam sonra soyunmaya başladı. Çok geçmemişti ki, külotu dahil hiç bir şey kalmamıştı, siki sallanıyordu. Siki hem kalın hem de uzundu. “Emsene!” diyerek omuzlarımdan bastırdı ve önüne çömeltti beni. Sikini elimle tutarak ağzıma aldım ve yalamaya başladım. Siki yaladıkça büyüdü. Kolumdan tutup beni tekrar ayağa kaldırıp, bluzümü çıkardı. Sütyenimi de çıkarınca memelerim boşandı salındı. Bilmiyorum neden yaptım ama ellerimle memelerimi kapadım. “Utanıyorsun galiba?” dedi ve ellerimi memelerimden çektirdi. Memelerimi bir süre okşayıp yaladıktan sonra eteğimi külotumla beraber indirdi ve önüme çömelip amımı yalamaya başladı. Kocam amımı hiç yalamazdı, dayanılmaz bir zevk alıyordum…

Adam ayağa kalktı dudaklarımdan öperek yatağa geçtik. Yatakta biraz daha öpüştükten sonra 69 olmuştuk. Siki ağzımda, dili amımda, sarsıla Orgazm oldum boşaldım. Daha sikilmeden böyle boşaldıysam, sikince herhalde beni uçururdu. Beni sırt üstü yatırdı, bacaklarımı ayırarak, ağzıma zor sığan o kalın sikini sırılsıklam olmuş amıma dayadı. Sikinin başı amımı yara yara, yaka yaka dibini boylamıştı. Girip çıkarken sıcacık siki amımı adeta dağlıyordu. Her vuruşu beni uçuruyordu. Sonra bacaklarımı omuzuna attı, siki her giriş çıkışında kalçalarımdan ‘Şlop Şlop’ diye sesler geliyor, kalçalarımı adeta yamyassı ediyordu. Zaman kavramını yitirmiştim, nekadar sikti hatırlamıyorum. Sonunda bağıra bağıra amıma boşaldı. Dölleri içimi yakıyordu. Ellerimi boynuna doladım ve ben de titreye titreye, inleye inleye boşaldım. Bu adamla ikinci Orgazmımdı ve hayatımda aldığım en büyük zevkti. Adam eliyle ağzımı kapatıyordu daha fazla bağırmamam için…

Son damlasını da amıma akıttıktan sonra kalktı, üzerini hızla giyindi. Adını bile bilmediğim erkeğim kapıya yöneldi, döndü elime bir şey sıkıştırdı ve “Bu ilkini bana verdiğinin hediyesi!” dedi ve dudaklarımdan öperek odadan çıktı gitti. Avucumu açtığımda elimde 5 tane mavi yüzlük vardı. Şaşakaldım. Meğerse burası erkeklere evli kadın temin eden bir randvu evi imiş. Kendimi bir Fahişe gibi hissetsem de, aldığım zevk herşeye değerdi. Ben de hemen giyindim, toparlandım, salona geçtim. O kadın (Hacı Ana mı desem daha doğru olur herhalde) bana, “Siftahın bereketli olsun!” dedi ve bir çay verdi. Oturdum çayımı içerek biraz bekledim, Gülten de geldi. Kadınla vedalaşıp oradan çıktık. Gültene, “Kızım bana buranın parayla kadın satılan bir yer olduğunu söylememiştin!” dedim. Gülten sırıtarak, “Daha iyi ya, hem zevk hem para alıyorsun! Nasıl hoşuna gitti mi?” dedi. Hayatımda böyle bir Orgazm yaşamadığımı anlattım. Gülten de, bugün kendisine yaşlı bir adam geldiğini, iki sokuşta boşaldığını, bir saat uğraşmasına rağmen tekrar kaldıramadığını, akşama bunun intikamı kocasından alacağını söyledi.

Evlerimize vardığığmızda, akşam Gülten (herhalde) gayet rahat bir şekilde kocasıyla sikişirken, ben kocama karşı kendimi çok suçlu hissettim, ama yine de birşey belli etmedim. Ertesi gün kocalarımız işe gittikten sonra Gülten beni aradı, “Hadi hazırlan da bir gidip gelelim!” dedi. Kocamı aldattığım için üzülüyordum, ama amım da yarak diye yanıyordu. O gün gittiğimizde, bu sefer 22 yaşında bir zengin sıpası bana yatağı dar etti. Orgazm olurken kalbim duracak sandım. Amıma tam üç kez döllerini fışkırtarak göle çevirdi. 300 Lira da ikramiyesi oldu. Üçüncü gün, 70 yaşında bir ihtiyar, siki zor sertleşse de kendini de beni de Orgazma ulaştırdı ve başucuma 400 Lira bırakıp gitti.

Dördüncü gün Evli bir iş adamıyla beraberdim. Kalın sikiyle beni tam bir saat evire çevire sikti, amımı dizime indirdi. Ben giyinirken bana, “Kocana hiç götten veriyormusun?” diye sordu. Kocamla hiç götten sikişmediğimi söyledim. Karısının da kendisine götten hiç vermediğini söyleyerek, götümü sikmek için 1.000 Lira teklif etti. Halamın oğlunun beni zorla götten siktiği o günler aklıma geldi. Götten sikilmeyi sevmiyordum, ama 1.000 Lira verecek olması da hoşuma gitmişti. Çantamdan el kremini çıkarıp verdim. Adam götümü ve sikini iyice kremledikten sonra, beni domaltıp, hiç acıtmadan sikini bir seferde götüme gömdü. O kalın yarağı acısızca yemek hoşuma gitmişti. Çok fazla ileri geri yapamadan döllerini götüme fışkırtmaya başlamıştı. Boşalması bitince ikimiz de giyindik, teşekkür ederek 1.000 Lirayı verdi. Eve dönerken Gültene götten verdiğimden bahsettim. Gülten de, “Özellikle evli erkeklerin götten sikmek için yapmayacağı şey yoktur. Genelde kendi karıları götten vermiyorlar. Hepsi göt delisi! Dev ekran LCD TV’yi nasıl aldık sanıyorsun? Kocam mutfak masrafından tasarruf ettiğimi ve aldığımızı sanıyor, ama öyle değil işte, götüm sağolsun! Evli bir adama bir kere götten verdim de aldık!” dedi.

Hemen hemen iki ay oldu, Gültenle haftada 4-5 gün gidiyorum. Sikiştikçe sıkılmak yerine, daha da sekse düşkün oldum ve sikişin bütün inceliklerini de öğrendim, değişik değişik erkekler tanıdım, erkeklerin düşüncelerini tanıdım, erkeklerin neler istediklerini, fantazilerini öğrendim. Sikiştiğim erkeklerin gittiği gibi kocamın da başka kadınlara gitmesini engellemek için, artık kocama da götten veriyorum. Profesyonel Orospu bir karısı olduğunu bilmiyor ama, kocamı yatakta adeta uçuruyorum artık. Hatta ve hatta Gültenle aramızda anlaştık, kocalarımızın haberi olmadan kocalarımızı değişiyoruz. Ben Gültenin kocasıyla amdan götten sikişiyorum, Gülten de benim kocamla. Özellikle de Gültenin adet gördüğü günlerde kocasını ben doyuruyorum, benim muayyen günlerimde ise Gülten kocamın altında inim inim inliyor. Ama en güzeli de, kocalarımızın bunlardan haberimiz yokmuş davranmaları ve bizden gizlemeleri. Kocalarımıza bunu çok görmüyoruz, nede olsa biz de birşey söylemeden, gidip başka erkeklerle sikişiyoruz, hem de nerdeyse hergün!

Mar 05

komsumun kocaman yaragı

komsumun kocaman yaragı
merhaba adım hakan. Almanyadan türkiyeye döndügümüzde yaşım 11 di. almanyadayken arkadaşımla daha kalkmayan aletlerimizi birbirimize sürter sanki yapıyormuş gibi hareket ederdik.
türkiyeye geldikten sonra komşum selim abi beni her zaman yalnız yakaladıgında öper, götümü mıncıklayıp dururdu. 30 yaşında birisiydi. asansörde onunla karşılaşmaktan çok korkardım. he zaman elini pantolonumun içine sokar deliğimi parmaklardı. neden bilmiyorum ama aileme hiç söyleyemedim. uzun bir süre bu şekilde devam etti hep. onun ailesi sıklıkla selimin kızkardeşinin yanına gider bir süre kalırlardı.
bir yaz tatilinde orta 2 yi bitirdigimde yine onunla asansörde karşılaştım. yaz tatilinde zaten sabah bir çıkar hava kararana kadar eve girmezdik. beni elimden tuttu, 8. katta indirip evine soktu. ağzımı bile açamamıştım korkumdan. içeri girer girmez beni salona götürdü. pantolonunu indirdi. beni omuzlarımdan bastırıp diz çöktürttü. hiç konuşmamıştık bile. aletini çıkarıp yanağıma yüzüme sürtmeye başladı. zaten dikleşmiş olan aletini iyice sertleştirip ağzıma sokmaya çalıştı. ben yapmak istemiyordum çünkü gerçekten korkmuştum. ama o ” aç ağzını bee” diye sesini yükseltince gözüne bakıp çaresizce ağzıma aldım. ama daha yaşım küçüktü, aleti tam olarak ağzıma alamıyordum bile. o derine soktukça kusacak gibi oluyordum. ama kısa sürede boşalmış yüzümü gözümü, ağzımın içini döl içinde bırakmıştı. mendil getirip güzelce temizlendi, beni de temizledi.
“korkmadın dimi?” diye sordu.
ben “korktum” diye cevap verdim.
“korkma bak hepsi bu kadar işte” dedi.
Beni evinden çıkardı ve ben o hızla asansörü bile bırakıp merdivenlerden aşağıya, sokağa daldım.

Selim abi artık beni her gördüğünde bana birşeyler alıyor, her seferinde yumuşak bir sesle konuşuyordu. korkmamam gerektiğini, hepsinin bu kadarcık oldugunu tekrar edip duruyordu. Aradan yaklaşık 1 hafta kadar geçtikten sonra bir gün yanıma yaklaşıp, “hadi gel, yine yapalım” dedi. Ben daha çocuk aklımla bana hemen her gün alınan şeker, çikolata ve ufak hediyelerden olmamak için birşey demedim. Hem zaten nasılsa canım acımıyordu. sadece gözümü kapatmam ve ağzıma giren aleti çok derine almamak için az bir çaba sarfetmem yetiyordu. Yine evine götürüp pantolonunu indirdi. beni diz çöktürüp ağzıma sokmaya başladı. yine kısa bir süre sonra ağzımın içinde boşalmıştı. ağzımdakileri mendile tükürecekken mani olup,” yut onları, tadı güzeldir” dedi. aslında tadı falanda yoktu. sadece ılık keşkül gibi birşeydi. bende yuttum hepsini. bana aferin dedi. o zamanın parasıyla bana 20 lira verdi.

havalara uçmuştum. 20 lira benim için gerçekten büyük bir paraydı. harca harca bitmezdi. ama parayı eve de götüremezdim. paramı apartmanın kömürlüklerinin hemen yanında duran büyük kayaların arasına sakladım. hergün paramı sabah erkenden alıyor, harcıyor kalanını yerine koyuyordum. ama o da en sonunda bitmişti işte.

selim abi her seferinde paramı soruyor, bittiyse tekrar vereceğini söylüyordu. hemde sadece iki dakikalık bir iş için. üstelik canım yanmıyor, hatta neredeyse hiçbirşey yapmıyordum.

param bitince, selim abiyi gördüğümde ona paramın bittiğini söyledim. o da az sonra eve gel, sana evde vereyim” dedi. ben yaklaşık yarım saat kadar sonra evine çıktım, zilini çaldım, kapıyı selim abi açacak sanırken selim abinin yanında sürekli gördüğüm ama adını bilmedigim başka birisi açmıştı. birden panikledim ama selim abi hemen arkasından gelip bana, “korkma, o da biliyor, birşey yapmayacak ” dedi. ne yapacağımı bilemiyordum, kaçsamıydım ? yoksa girsemiydim ?

adının cengiz oldugunu sonradan öğrendigim kişi beni kolumdan tutup “gel korkma, ben birşey yapmayacağım” dedi. Bende girdim içeri. salona geçip selim abi pantolonunu indirdi. cengiz abi ise koltuga oturup bize bakmaya başladı. aletini çıkaran selima bi her zamanki gibi ağzıma verdi. gözümün ucuyla sürekli cengiz abiye bakarken ondan hicbir hareket yoktu. sakin bir şekilde bizi seyrediyordu. ondan cesaretle bende emmeye başladım. ne de olsa artık 3. sefer yapıyordum ve işi öğrenmeye başlamıştım.

selim abiyi her zamanki gibi ağzımda boşalttıktan sonra kalkıp yüzümü gözümü temizleyecekken cengiz abi beni kolumdan tuttu.

“benimkinide ağzına almazsan babana söylerim” dedi. “eğer benimkinide alırsan bende sana para veririm dedi. 40 liram olacak hayali beni uçurmaya yetmişti. “tamam abi ama babama söylemeyin” dedim. onu da boşalttım ama o selim abi hemen boşalmamıştı. onu boşaltana kadar çenem ağrımıştı. ama o da sonunda boşaldı. 40 liramı cebime koyup evden çıktım.paramı her zamanki yerine saklayıp evime gittim.

ertesi gün sabah erkenden servetimi taşların arasından almak için evden fırladım. oraya buraya baktım ama param yerinde yoktu. inanın yıkılmıştım. bütün servetim bir anda uçup gitmişti. o gün akşama kadar kimseyle birşey oynamadım, konuşmadım. selim abi akşam üzeri yanıma gelip “ne var hakan?” diye sordu. bende olanı biteni anlattım. selim abi, boşver önemli degil, biz sana yine veririz deyiverdi. bende “tamam abi, eve gidelim mi” diye sordum.
o da “hadi kalk” dedi. eve girince selim abi telefon açtı, az sonra cengiz abi de geldi.

ikisi birden pantolonlarını indirdiler. ben yine ağzıma almak üzere selim abinin yarağına yanaşırken cengiz abi, “dur hakan, biz soyunuyoruz, sende soyun” dedi. ben “ne farkederki abi nasılsa ağzıma alıyorum” dedim.

o da ,”olsun sen yine de soyun bizim için daha zevkli olur” diye cevap verdi.
ben salak salak soyunurken, cengiz abi beni tutup başımı yarağına bastırdı ama bu sefer domaltmış pozisyona getirmişti beni.

açıkçası rahatsız olmuştum. selim abi eliyle götümü okşuyor, parmağını deliğime bastırıyordu. az sonra selim abi kalkıp gitti ve elinde bir bardak su ile birlikte bir ufak hap ile geldi. bunu yut dedi bana. ben bu ne diye sorunca seni rahatlatacak mera etme önemli değil diye cevapladı.

hapı aldıktan 15 dakika kadar sonra içimde hareketlenmeler hissetmeye başladım. kendimi tuvalete zor attım. yaklaşık 20 dakika kadar tuvalette kalmak zorunda kaldım ama bu arada içimde ne varsa hepsini dışarı çıkartıyordum. sanki bağırsaklarım bomboştu artık. tam bitti derken yine geliyordu. yarım saat kadar sonra salona geri döndüğümde selim abi ve cengiz abi biraları açmışlar içiyorlardı. o kadar tuvalette kaldıktan sonra artık ağzıma bile almak istemiyrdum ama selim abi hemen beni tutup ağzıma verdi. bu sefer cengiz abi eliyle götümü okşuyor, deliğimi parmaklıyordu. bir parmağını götüme soktugunda pek birşey hissetmemiştim. ikinci parmak zorlamaya başlayınca acıdıgını anladım. ama selim abi ağzımdan çıkarmıyordu bir türlü. her zaman 2 dakikada boşalan adam bu sefer boşalmıyordu. iki parmak götüme girdikçe giriyor, canımı yakıyordu. 12 yaşında bir çocuğun götüne giren üçüncü parmak ise artık çığlık attıracak acı veriyordu. ama attığım çığlıklar ağzımdaki yarağın etkisiyle boğulup gidiyordu.

cengiz abi, bir süre 3 parmağıyla götümü alıştırmaya çalıştıktan sonra mutfaktan getirdiği salatalığı götüme sokmaya başlamıştı. İşin iyi yanı kalın bir salatalık değildi. rahatça girivermişti içime. salatalık götümdeyken selim abi;
“acıyormu hakan?” diye sordu.

ben ağzımda yarakla başımı iki yana salladım, gülüştüler. salatalık içimde gidip gelirken bir an içimden çıktığın hissettim. Çıkmıştı ama yine sokuyordu işte ama bu farklıydı. bir an ağzımdaki ysrağı çıkarıp arkaya baktıgımda cengiz abinin arkamda oldugunu, beni siktiğini gördüm. yavaşca sokmuştu içime. canım pek yanmamıştı ama hissetmiştim. selim abi başımı tutup yine ağzıma verdikten sonra cengiz abi arkamdam iyice kökleyiverdi. git gel yaparken ağzımdaki yarak boşalmıştı. cengiz abi, arkamdan bana sokarken “oh, ah” gibi sesler çıkartıyor, kalçalarımdan tutup kendine dogru iyice cekiyordu kendine. bir süre sonra o da boşalmıştı. selim abi canımın yanıp yanmadıgını soru bende “az” dedim.

“tamam, yarında gel sana 100 lira verelim dedi. tamam abi deyip evden cıktım. eve girerken hava kararmak üzereydi. ama gece boyunca götümde karıncalanmalar hissettim.

ertesi gün 100 liramı almak üzere selim abinin kapısını çaldım. kapıyı selim abi açmıştı. cengiz de evdeydi. “gel yavrum, gel benim güzel parlak daracık götlü sevgilim” diyerek beni salona aldılar. pantolonlarını indirirdiler. Ben “istemiyorum abi, dedim ama dinlemediler bile. Eger ses çıkarırsan babana deriz diye tehdit ettiler. bende yelkenler anında suya indi zaten. bu sefer ağzıma veren olmadı. önce cengiz götümü parmaklamaya başladı. 3 parmağı içimde hissettikten sonra güzelce götüme soktu ve sikmeye başladı. baya bir süre siktikten sonra ben daha yerimden bile kalkamadan selim abi yanaştı arkama. beni yüzüstü yere iyice yatırdı. yarağını götüme dayadı. zaten alışık olan götüme kayarak usulca giriverdi. git gel, git gel kısa sürede bitti o da. cengiz abi o sırada telefon açmış arkadaşlarını eve cağırmıştı. kurdugu cümleler hala aklımdadır.
“gel ama acele et, hayri’yi de cağır, burada taptazecik bir delik var tam senlik” !

aradan 5 dakika bile geçmeden zil çaldı. iki kişi girdi içeriye. birisi oldukça iriyarı ve oldukça da pis elbiseli birisiydi.

“Ovvvvvvvvvv, bu ne, tazecik çocuk bu beeee !” dedi.

ben zaten çıplağım, hemen soyundular, önce o pis adam arkama geçti. götüme dayadı ve sokmaya başladı. soktukca sokuyor, girdikçe giriyordu. ne kadar süre sikti beni bilmiyorum ama ardından öbürü geldi, o da sikmeye başladı. hepsi beni yüzüstü yere yatırmış sikiyordu. o da boşaldıktan sonra tamam bitti nihayet diye aklımdan geçirirken cengiz abi geçti arkama. götümü parmaklamaya başladı. 3 parmağını içime geçirdi. ardından 4. parmağı zorlamaya başladı. götüm 4 yarak yedikten sonra alışmıştı ama 4 parmak acıtıyordu. başparmağı hariç tüm elini içime sokuyordu artık. o soktukça diğerleri gülüyor, benim gözümden yaşlar geliyordu.

O gün nasıl bitti bilmiyorum ama cengizin 4 parmağını içime aldıktan sonra selim, ve o diğer iki kişi beni birer kere daha siktiler. elime 10 lira verip kapı dışarı ettiler.

O günden sonra bir daha selim abiyle konuşmadım. şu anda bu tarz bir ilişkim yok ama o heyecanı da bir daha asla bulamadım.

Eski yazılar «

» Yeni yazılar

bursa escort
istanbul escort
online betting canlı bahis bahis siteleri bahis siteleri bahis siteleri canlı bahis canlı bahis adapazarı escort adapazarı escort adapazarı escort adapazarı escort adapazarı escort eryaman escort sakarya escort webmaster forum